Yapay
zekanın insan ve toplum üzerindeki bazı etkileri
Yapay zekanın ekonomi ve emek
üzerindeki etkileri (VI-c)
Mustafa
Durmuş
13 Mart 2026
Yapay zekanın iktisadi ve emek üzerindeki etkilerinin
yanı sıra, çok iyi anlaşılmayan ama potansiyel olarak ciddi sonuçlara yol
açabilecek; psikolojik, toplumsal, politik, militarist ve anti demokratik
etkileriyle de yüzleşmeye hazır olmalıyız.
Mayın temizleme daha güvenli ve hızlı
yapılabiliyor
Öncelikle, yapay zekayı iyimser bir bakış açısıyla ele
aldığımızda, örneğin dünyada en az 57 ülkenin topraklarında aktif halde bulunan
anti-personel kara mayınının imha edilmesi konusunda faydalı olabileceği
görülüyor.
Öyle ki sadece 2024 yılında, 1.945 kişi bu mayınlar
nedeniyle hayatını kaybetti, 4.325 kişi yaralandı ve bunların yüzde 90'ı
sivillerden oluşuyor (bunların neredeyse yarısı çocuklardı). Aynı yıl, mayın
temizleme operasyonları kapsamında 105.640 mayın imha edildi. (1)
Yeni çatışmalarla birlikte mayın sayısı artmaya devam
edecektir. Çiftçiler, çocuklar ve çatışmadan sonra bölgelere dönen diğer
kişiler için tek bir adım, kalıcı yaralanma veya ölüm anlamına gelebilir. Bu
noktada olumlu bir iş olarak, kara mayınlarının daha hızlı, etkin ve güvenli
bir şekilde temizlenmesi için insansız hava araçları ve yapay zekanın
birleştirilmesine yönelik projelerin varlığı ve bunların birçoğunun başarılı
sonuçlar elde etmesi önemlidir.
Sendikal faaliyetlerin etkinliği artabilir
Türkiye’de sendikaların içinde bulunduğu koşullar;
düşük sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi kapsama oranları, güvencesiz çalışma
biçimlerinin yaygınlığı, sendikal bürokrasi ve yozlaşma, ekonomik
belirsizlikler, baskıcı politik atmosfer, genç çalışanlara ulaşmanın zorluğu
gibi yapısal sorunlarla çevrili. Bu nedenle yapay zekâ temelli dijital
araçların stratejik şekilde kullanılması, sendikal hareketin güçlenmesinde ve
üye sayılarının artmasında yardımcı olabilir.
Bir başka anlatımla, yapay zekâ özellikle büyük dil
modelleri; metin üretimi, metin dönüştürme, özetleme, sınıflandırma ve kampanya
planlama gibi alanlarda önemli bir kapasite sunuyor olabilir. Bu kapasite,
sendikalar açısından hem örgütlenme hem de eğitim faaliyetlerinde kritik bir
fırsat olabilir.
Bu çerçevede yapay zekâ; sendikaların yürüteceği
kampanyaların mesajlarının üretilmesi ve yeniden yazılması; kampanya planlama
ve takvim oluşturma, eğitim materyallerinin hazırlanması;
uzun
metinleri ve raporları özetleme, sosyal medya
koordinasyonu; rutin sendikal yazışmaları hızlandırma
gibi işlevleri çok daha etkin bir biçimde yerine getirebilir. Böylece genç
işçilere daha kolay erişim sağlanabilir, sendikanın kamuoyu görünürlüğü artabilir
ve toplu iş sözleşmesi süreçlerinde şeffaflık sağlanabilir. (2)
Yeni tür bir “yabancılaşma” tehlikesi
Diğer yandan yapay zekâ, (çatışmalar ve savaşlar
yüzünden) milyonlarca insanın ölümüne veya ciddi biçimde yaralanmasına ve
eğitim dahil, tüm kamusal yaşamımızın büyük ölçüde aptallaştırılmasına yol açmak
gibi çok sayıda olumsuz etkiye neden olabileceği gibi, toplumun atomlarına
ayrılmasının artmasıyla, ciddi bir yabancılaşmaya da yol açabilir.
Bu durumda, yapay zekâ aparatlarıyla olan ilişkiler,
giderek çok çeşitli insan ilişkilerinin yerini alır ve bu da yeni türden bir
yabancılaşma ile sonuçlanır. Bunun etkileri şimdiden yaygın olarak
gözlemleniyor. Ayrıca yapay zekanın politik ve ekonomik baskı ve gözetim aracı
olarak kullanılması da büyük bir tehlike oluşturabilir.
Hatalı algoritmalar ölümcül zarara neden olabilir
Yapay zekâ sisteminin temel yapı taşları; teknoloji
şirketleri ve onların geliştirdiği parlak büyük dil modelleri (LLM'ler) ve
algoritmalardır. Algoritmalar toplumda her yerde karşımıza çıkar. Hastalıkların
teşhisi, öğrencilerin okullara yerleştirilmesi veya sosyal sigorta ve istihdam
yardımlarına hak kazanma gibi idari görevler gibi görevlerin yapay zekâ
kullanımı aracılığıyla hem kalitesi hem de verimliliği açıkça iyileştirilebilirse
de hatalı algoritmaların sonuçları felaketle sonuçlanabilir. İnsanların
hayatları ve gelecekleri tehlikeye atılabilir.
İki skandal örnek
Bu konuda Avrupa’daki yapay zekâ uygulamasında önemli bulgular
mevcut. Hollanda'nın çocuk bakım yardımı sistemi ve İngiltere Posta İdaresi
skandalları bu çerçevede tarihe geçen iki örnek.
Her iki durumda da hükümetin büyük teknoloji
şirketlerinden hazır olarak satın aldığı ve hükümet tarafından yönetilen
algoritmalar sadece binlerce masum insanın mahkemeye çıkarılmasına ve haksız
mahkumiyetine yol açmakla kalmadı, aynı zamanda geçim kaynaklarının yok edilmesi,
iflaslar ve hatta intiharlar gibi yıkıcı sonuçlara da yol açtı. İsveç'ten
alınan son örneklerse, devletin algoritmalar aracılığıyla işlediği algoritmik
gücün demokrasinin temellerini nasıl sarsabileceğini ortaya koyuyor. (3)
Savaşlarda artık yapay zekâ kullanılıyor
Herhangi bir yapay zekâ modeli, belirli varsayımlar
altında programlanır ve seçilen veri setleri üzerinde eğitilir. En açık ve acil
olarak, bu durum savaşlarda eylem planları oluşturmakla görevli yapay zekâ
destekli savaşlar ve karar destek sistemleri için de geçerlidir.
Bu bağlamda, iç gözetimin yanı sıra, bilinçli olarak
tüm büyük orduların yapay zekayı hevesle kullanmasının giderek artması tesadüf
değildir. Özellikle ABD iki yıl içinde binlerce otonom silah sistemi
konuşlandırmayı planlıyor. Ukrayna, Filistin ve İran savaşları emperyalist ordular
için adeta ideal birer test alanı oldu. Öyle ki İsrail ordusu, hızlı bir
şekilde çok sayıda “ölüm listesi” oluşturan "Lavender" adlı bir yapay
zekâ tabanlı program geliştirdi. Bu program, Hamas ve Filistin İslami Cihat'ın
askeri kanatlarında yer alan tüm “şüpheli” militanları, düşük rütbeli olanlar
da dahil olmak üzere, suikast hedefi olarak işaretlemek için tasarlandı. (4)
İran’a yönelik askeri saldırılarda yoğun yapay zekâ kullanımı
Bir kaynağa göre (5), ABD ordusu da İran’ yönelik
askeri saldırılarında, hedefleri bir algoritma ile kontrol etmeden tek bir
bomba bile atmadı. Pentagon, 28 Şubat 2026'da Epic Fury Operasyonu'nu
başlattığında, İran ordusu ve liderlik merkezlerine yönelik saldırılar, Silikon
Vadisi şirketlerinden kiralanan yapay zekâ sistemleri tarafından işlendi,
çapraz referanslandı ve gerekçelendirildi.
Washington Post'a göre, operasyonların ilk gününde
Anthropic'in Claude Sistemi, uydu görüntülerini, sinyal istihbaratını ve
gözetim verilerini gerçek zamanlı olarak sentezleyerek, GPS koordinatları,
silah önerileri ve her saldırı için otomatik yasal gerekçeler içeren hedef
listeleri oluşturmak üzere yaklaşık bin adet öncelikli hedef belirledi. Dahası,
tüketici sohbet robotlarını çalıştıran aynı teknoloji artık CENTCOM'un
hedefleme altyapısına entegre edildi ve Amerikalı komutanlara düzenli bir özet
sunuyor: “İşte hedef, işte risk, işte saldırı için mantıklı gerekçe”.
Kısaca, yapay zekanın askeri alandaki yaygın kullanımı
klasik anlamdaki askeri-sanayi karması sektörde de değişikliklere neden
olacaktır. Bu bir tür, “militarizmin açıkça övüldüğü potansiyel bir kültür
değişiminin yaşanmakta olduğu” demek oluyor.
“Herkesin herkesle savaşının aracı” olarak
yapay zekâ
Yani yeni askeri-sanayi karması sektörü, Thomas
Hobbes'un “herkesin herkese karşı savaşı”nın sağlam bireyci, yüksek teknolojili
bir versiyonu olarak düşünülebilir. Ya da İkinci Dünya Savaşını sona erdirmek
için atom bombasının üretilmesini sağlayan ‘Manhattan Projesi’nin yeni bir
versiyonu ile karşı karşıya olabiliriz. Ancak bu kez odak noktası, nükleer
silahların geliştirilmesi değil, yapay zekanın askeri uygulamalarının
hızlandırılması ve ABD’ne Çin'e karşı kalıcı bir teknolojik üstünlük sağlanması
olacaktır. (6)
Yapay zekâ ile birlikte otoriter
rejimlerin toplum üzerindeki gözetimi daha da arttı
Sermaye sınıfı ve patronlar hali hazırda yapay zekayı işçileri
ve tüketicileri kontrol etmek için kullanıyor. Barış zamanlarında toplumun
kontrolü ve gözetimi de artık büyük ölçüde yapay zekâ aracılığıyla yapılıyor. Bu,
büyük ölçüde yüz tanıma yoluyla gerçekleştiriliyor ve yıllardır protestoculara
karşı kitlesel polis müdahalelerinin temelini oluşturuyor.
Yapay zekâ ve kamera teknolojisiyle “nesneleri ve
insanları güvenilir bir şekilde sınıflandırıp analiz edebilen, böylece davranış
ve hareket kalıplarını istatistiksel analiz için görebilen gelişmiş derin
öğrenme analitiğine sahip video çözümleri kullanmak” son derece kolaylaştı.
Dijitalleşmiş alt yapı ve yapay zekâ, işyerlerini,
(hatta) konutları kontrol edebiliyor
Keza dijitalleşme, küresel gözetim programlarına
(Valluy) dönüşümüne kolayca ve belirgin bir şekilde entegre edilebildiğinden, yönetimlere
kolluk kuvvetlerinden daha ucuz ve daha az görünür bir caydırıcı güç sağlıyor. Muhtemelen
çoğu büyük kent ve dünyadaki çoğu insan, şu anda Çin ve ABD'li mega şirketler
tarafından tüm dünyaya ihraç edilen yapay zekâ gözetimi altında bulunuyor.
Yapılan bir araştırma (7), ağ bağlantılı gözetimin
dünyadaki büyük kentlerde ne kadar yaygın hale geldiğini ortaya koyuyor. Öyle
ki son birkaç yılda, devletler kendi gözetim kamera filolarını güçlendirmenin
yanı sıra, işyerlerinde veya konutlarda CCTV sistemleri bulunan vatandaşları,
gözetim görüntülerini yetkililerle paylaşmaya teşvik ediyor. Yapay zekâ
teknolojisindeki büyük ilerlemeler, bu görüntüleri izleyen ekiplerin
plakalardan nesnelere, yüzlerden yürüyüş şekline kadar her şeyi analiz etmesini
ve takip etmesini sağlıyor.
Sözü edilen araştırma için, 1.000 kişi ve kilometre kare
başına en fazla sayıda devlet bağlantılı CCTV kamerasına sahip dünya çapındaki kentler
de belirlendi: Washington’da 1.000 kişi başına 44 adet devlet erişimli güvenlik
kamerası bulunuyor. Dünyada kilometre kare başına devlet erişimli CCTV kamera
sayısı en fazla olan kent ise kilometre kare başına 800 kamera bulunan Dubai
(Birleşik Arap Emirlikleri). Hatta göreli olarak daha barışçıl ve demokratik
bir kent olan Stockholm (İsveç) 1.000 kişi başına 22 CCTV kamera veya kilometre
kare başına 117 kamera ile Avrupa'nın en fazla gözetlenen şehri konumunda. (8)
Devam edecek….
Dip notlar:
(1) https://theconversation.com/researchers-are-combining-drones-and-ai-to-make-removing-land-mines-faster-and-safer
(5 Mart 2026).
(2) “AI:
How to use it as a campaigner”, https://www.taxresearch.org.uk/Blog/2025/11/16/ai-how-to-use-it-as-a-campaigner
(16 Kasım 2025).
(3) https://www.socialeurope.eu/when-algorithms-undermine-democracy-europes-wake-up-call
(11 Kasım 2025).
(4) https://mronline.org/2026/02/28/i-am-afraid-of-ai
(5 Mart 2026).
(5) https://mronline.org/2026/03/09/anthropic-is-already-at-war
(9 Mart 2026).
(6) https://www.counterpunch.org/2026/03/10/the-brave-new-ai-war-machine
(10 Mart 2026).
(7) https://neomam.com/most-surveilled-cities-worldwide
(28 Temmuz 2025).
(8) Agm.