Yapay
zekânın finans ve enerji sektörleri üzerindeki etkileri
Yapay
zekanın ekonomi ve emek üzerindeki etkileri (VI-d)
Mustafa Durmuş
16 Mart 2026
Yapay zekayı incelediğimiz bu yazı dizisinde
sırasıyla; yapay zekanın yeni fakat öncekilerden çok daha yıkıcı etkilere sahip
olma potansiyeline sahip bir finansal krizin tetikleyicisi olma özelliğini ele
aldık.
Ayrıca yapay zekanın; genel ekonomi, üretkenlik,
istihdam, işsizlik, gelir dağılımı, insan, toplum ve toplumsal cinsiyet
eşitliği gibi konular üzerindeki olası etkilerini ve demokrasi ve insan hakları
ve özgürlükler gibi politik ve sosyal etkilerini irdeledik.
Böyle bir bütüncül bakış gerekliydi zira konu sadece
üretkenlik ve/veya istihdam ve işsizlik üzerindeki etkileriyle
sınırlandırılamayacak kadar çok boyutlu ve çok önemli.
Yapay zekâ önceki teknolojik gelişmelerden
farklı
Yani buharlı makinaların, demiryollarının, elektriğin
ya da bilişim teknolojisi ve internetin keşfi gibi daha önceki teknolojik
gelişmelerden farklı olarak; yapay zekâ ekonomik, sosyal, politik ve çevresel
dönüştürücü (olumsuz anlamda) etkilere sahip bir teknoloji.
Bu da haklı olarak, bir çoğumuzun, yapay zekadaki
gelişmeleri distopik bir gelecek ile ilişkilendirmesine neden oluyor. Bu durum
da bize, “teknolojiyi reddetmenin imkansızlığı veri iken, buna karşı insan ve
doğa açısından nasıl önlemler alınması gerektiği” sorusunu sorduruyor.
Dünyada, ABD’de geçen yıl, yüzde 3’ün üzerinde (göreli
olarak yüksek) bir ekonomik büyümeyi sağlayan faktörlerin başında gelen yapay
zekâ teknolojisi yatırımlarındaki devasa artışın (2026 yılından itibaren neden
olduğu finansal balonların sönmesiyle), finansal bir çöküşe, ardından da (tıpkı
2008 finansal çöküşü sonrasında yaşandığı gibi) küresel bir ekonomik küçülmeye
yol açabileceğinin tartışıldığı biliniyor.
Keza yapay zekâ balonunun patlaması sonucunda ortaya
çıkacak olan toplumsal faturanın, en ağır şekilde örgütsüz işçi sınıfı ve diğer
ezilen halklar tarafından ödeneceğini tahmin etmek de zor değil.
Bir teoriye göre, modern kapitalizm düzgün ve sürekli
bir büyümeyle değil, her biri yaklaşık yarım yüzyıl süren, belirgin teknolojik
devrim dalgalarıyla ilerliyor. Buna göre, buhar ve demiryollarının çağından
elektrik ve çeliğe, kitle üretimine ve ardından bilgi ve iletişime kadar her
dalga hem ekonomiyi hem de toplumu yeniden şekillendirdi.
Yapay zekâ teknolojisinde “çılgınlık”
aşamasındayız!
Bu teoriye göre, çığır açan yenilikler, cesur girişimciler
ve erken altyapı inşası ile ortaya çıkan ilk “patlama” aşaması, artan
yatırımlar, spekülatif finans ve genişleyen eşitsizlik biçiminde kendini
gösteren “çılgınlık” aşamasıyla sürüyor. Bu aşamada finans sermayenin
spekülatif hevesi, deneyselliği ve hızlı gelişmeyi besliyor ancak aynı zamanda
üretken yatırımlardan koparak devasa balonların şişirilmesine neden oluyor. Yani
şu anda tam bir ‘çılgınlık aşamasına’ girmiş bulunuyoruz. (1)
Finansallaşma ve teknolojik gelişme
Finansallaşma, günümüz kapitalizminin en tipik
özelliği. Giderek küresel çapta finansallaşan bir ekonomide, ekonomik canlılığı
sağlayabilmek, sermayeyi büyütebilmek ve kârlılığı finansal alanda
sürdürebilmek için finansal balonlara ihtiyaç duyulur.
Yani giderek finansallaşan kapitalist rejimde, ekonomi
esas olarak finansal varlık balonlarıyla ayakta durabilir. Ekonomik canlılık,
büyüme, kârlılık için şişirilen finansal balonlar ise finansal krizleri
tetikler.
Bir başka anlatımla, artık endüstriyel kapitalist bir
ekonomide yaşamıyoruz. Çoğu insan ekonomimizi kapitalist olarak adlandırıyor
ancak bu, 19. yüzyılda tartışılan endüstriyel kapitalizm ya da Marx'ın
Kapital'de kastettiği kapitalizm değil. Bu, finans kapitalizmi ve finans
sektörü artık tekelci çıkarları, rantçı çıkarları ve emlak sektörünün çıkarlarını
destekliyor. (2) Finansallaşma ve yapay zekâ destekli rant ekonomisi, kapitalizmin
verimliliği artırma potansiyelini tersine çevirdiği gibi, sömürüyü ve mevcut eşitsizlikleri
daha da artırıyor.
Özetle, her ne kadar yapay zekâ teknolojisi askeri savaş
sektörünün ihtiyaçlarını karşılayabilmek için geliştirilmiş olsa da şu anda en
çok ilişkili olduğu sektörlerin başında finans sektörü geliyor.
Yapay zekâ ve finans sektörü arasındaki karşılıklı
etkiler
Bu ilişki iki yönlü bir ilişki: yapay zekâ finans
sektörünü etkileyip dönüştürürken, getiriye doymayan finans sektörü de yapay
zekânın gelişimini destekliyor, etkiliyor ve yönlendiriyor.
Yapay zekanın bir bütün olarak finansı ve finansal
piyasaları dönüştürmesi, finans alanında kod yazma görevlerinin otomasyonunun
devam etmesi ve algoritmaların kullanılmaya başlanmasının bir sonucudur.
Algoritmik ticaret, piyasa hareketlerine yatırımcıların tepkisini hızlandırır
ve hatta hataya açık sürekli insan müdahalesine gerek kalmadan daha iyi getiri
sağlamak için, depolanan talimatlara dayalı olarak büyük işlemlerin
bileşenlerinin boyutunu ve sırasını belirler. Bunun piyasa oynaklığını
artırdığına ve hatta “ani çöküşlere” yol açtığına dair önemli kanıtlar mevcut. Dahası
bu tür görevleri daha “bağımsız” ve daha hızlı yapmak üzere eğitilmiş yapay
zekâ ajanları ile bu eğilimler daha da yoğunlaştı ve bir dizi insan tarafından
yürütülen müdahalenin artık dijital vekiller tarafından gerçekleştirileceği
korkusu ortaya çıktı. (3)
Bir başka anlatımla, yapay zekâ teknolojisi,
ekonomilerimizi ve toplumlarımızı yeniden şekillendirecek. Ancak bu teknoloji spekülatif
finans mantığına terk edilirse, eşitsizlikleri derinleştirme, ekonomileri
istikrarsızlaştırma ve kontrolü bir avuç büyük özel sermaye grubunda
yoğunlaştırma riski taşıyor.
Bu bağlamda, ortaya çıkan yapay zekâ balonu,
teknolojiye ilişkin bir yargı değil, teknolojinin geliştirildiği ve
kullanıldığı ekonomik modele (kapitalizm) ilişkin bir yargıdır. Burada
sorulması gereken soru, “balonun patlayıp patlamayacağı değil, ne zaman
patlayacağıdır”. Patladığında, küresel ekonomi ve kapitalist dünyadaki
çalışanlar üzerinde önemli bir etkisi olacaktır.
Yapay zekâ doğayı dönüştürüyor
Yapay zekâ uygulaması (tıpkı kripto paralar gibi),
önemli bir enerji kullanımını gerekli kılıyor. Çünkü büyük yapay zekâ
modellerinin eğitimi ve kullanımı muazzam miktarda elektrik gerektiriyor.
Oysa yapay zekanın merkezi ABD halihazırda, birçok
bölgede elektrik şebekesi sıkıntısı yaşıyor. Veri merkezlerinin genişlemesi
iletim kapasitesinin önüne geçiyor. Enerji sektörü uzmanları artan elektrik
maliyetleri ve yerel elektrik kesintileri konusunda uyarıda bulunuyor.
Öyle ki ABD'nin elektrik tüketimi artışı 2005-2020
yılları arasında yüzde 0,1'de kalırken, o zamandan bu yana bu oran yüzde 1,7'ye
yükseldi. Ancak yapay zekanın 2030 yılına kadar talebi yıllık yüzde 2 daha
artıracağı ve yeni elektrik santrallerinin inşa edilebileceğinden, daha hızlı
elektrik tüketeceği tahmin ediliyor. 2024 yılının temmuz ayında, Illinois'ten
New Jersey'e kadar 13 eyaletin bir kısmını kapsayan ABD'nin en büyük elektrik
şebekesi operatörü PJM Interconnection tarafından düzenlenen yıllık elektrik
piyasası ihalesinde, fiyatlar bir önceki yıla göre yüzde 800'den fazla artış
gösterdi; megavat-gün başına 28,92 dolardan 269,92 dolara çıktı. Müşterilerin
elektrik faturaları aylık yaklaşık yüzde 20 arttı. (4)
ABD’de bugün elektrik tüketimi beş yıl öncesine göre yüzde
40 daha pahalı. Yani elektrik fiyatları yapay zekâ veri merkezleri tarafından
daha da yukarı çekiliyor. OpenAI, 2024
yılının yoğun sıcak dalgasının zirvesinde, New York City ve San Diego'nun
toplam elektrik tüketimine eşdeğer miktarda elektrik tüketti. Bu İsviçre ve
Portekiz'in toplam elektrik talebine eşdeğer. Bu aynı zamanda, yaklaşık 20
milyon kişinin elektrik tüketimi anlamına geliyor. Google, Indiana'da planlanan
1 milyar dolarlık veri merkezini, bölge sakinlerinin veri merkezinin
"elektrik fiyatlarını artıracağını" ve "zaten kuraklıkla boğuşan
bir bölgede ciddi miktarda su tüketeceğini" protesto etmeleri üzerine
iptal etti. (5)
ABD veri merkezlerinin 2030 yılına kadar ABD elektrik
şebekesinin yaklaşık yüzde 10'unu tüketeceği tahmin ediliyor. Bu, Çin'in
ulaşması öngörülen oranın dört katı. Oysa ABD, dünyadaki veri merkezlerinin
yaklaşık yarısına sahip olmakla birlikte, küresel nüfusun sadece yüzde 4'ünü
barındırıyor.(6)
İklim bilimcileri arasında en sıcak tartışmalardan
birini ele alan bir araştırmaya göre, küresel ısınma oranı 2015 yılından bu yana
hızla arttı ve şu anda 1970'lerdeki oranının neredeyse iki katına ulaştı. (7) Bu
artışın ardında, son beş yıldır patlama yapan yapay zekâ yatırımlarının neden
olduğu fosil yakıt kullanımına dayalı elektrik tüketimi olması hayli muhtemel.
Özetle, yapay zekâ sadece artan talep ve
ABD/İsrail-İran savaşı nedeniyle artan petrol fiyatları yüzünden yükselen
elektrik enerjisi kullanımı maliyetleri nedeniyle, üretimi ve genel olarak
hayatı (özellikle de emekçi sınıflar için) daha pahalı hale getirmekle kalmayacak,
aynı zamanda bu denli yoğun bir enerji tüketimi küresel ısınmayı daha da
artırarak iklim yıkımını hızlandıracaktır.
Devam edecek….
Dip notlar:
(1) https://peofdev.wordpress.com/2025/11/12/carlota-perez-and-the-ai-boom-where-are-we-in-the-cycle
(12 Kasım 2025).
(2) https://www.nakedcapitalism.com/2026/02/michael-hudson-destiny-of-civilization-financialization-collapse.html
(21 Şubat 2026).
(3) https://mronline.org/2026/03/06/is-human-well-being-comparable-with-an-ai-frenzy-driven-by-a-massive-speculative-pursuit-of-profit
(6 Mart 2026).
(4) https://grossmanite.medium.com/us-empire-on-the-precipice-jobs-market-enters-recessionary-territory-as-oil-price-sinks-and-100def36d9ed (18
Ocak 2026).
(5) https://thenextrecession.wordpress.com/2025/10/14/the-ai-bubble-and-the-us-economy
(14 Ekim 2025).
(6) https://thenextrecession.wordpress.com/2026/02/03/ai-and-creative-destruction
(3 Şubat 2026).
(7) Foster, G. &
Rahmstorf, S. Geophys. Res. Lett. 53, e2025GLI18804 (2026)’den aktaran https:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder