18 Mart 2026 Çarşamba

ABD/İsrail-İran Savaşı

 

ABD’de üst düzey bir güvenlik yetkilisinin istifası üzerine bazı çıkarımlar

Mustafa Durmuş

18 Mart 2026


Dün New York Times’ta sıcak gelişme haberi olarak yayımlanan bir habere göre (1), ABD’nin önde gelen terörle mücadele yetkililerinden (Terörle Mücadele Merkezi Direktörü) Joe Kent, “İsrail'in kışkırtmasıyla İran’a karşı savaş başlatan” Trump Yönetimine karşı çıkarak, istifa etti!

Mektubunda, “vicdanım el vermediği için İran’da devam eden bu savaşı destekleyemem, İran, ülkemiz için acil bir tehdit oluşturmuyordu. Bu savaşı İsrail’in ve onun güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açıktır” diye yazan Joe Kent mektubunda Başkan Trump’a seslendi.

Bazen konuyu iyi bilen bir kişi tartışmasız doğru gibi görünen bir şeyler söyler

Tam da böyle oldu ve son Irak savaşının da gazisi olan Kent, İran'a saldırmayı destekleyen argümanların ve hızlı bir zafer vaadinin, 2003'te Irak'a savaş açma konusundaki tartışmaları yansıttığını söyledi.

Kent ayrıca, 2019'da Suriye'de bir intihar saldırısında hayatını kaybeden, askeri kriptolog olan eşi Shannon'dan da söz ederek mektubunda şöyle devam etti:

“11 kez savaşa gönderilmiş bir gazi ve İsrail'in kışkırttığı bir savaşta sevgili eşim Shannon'ı kaybetmiş bir Gold Star kocası olarak, Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan ve Amerikan vatandaşlarının hayatlarını kaybetmesini haklı çıkarmayan bir savaşta, gelecek nesli savaşmaya ve ölmeye gönderen bir şeyi destekleyemem”.

Trump’tan sert tepki

Beklendiği gibi, Kent'in istifa mektubu Trump'tan sert bir tepki gördü. Trump, aynı gün Oval Ofis’te gazetecilere, “onun iyi bir adam olduğunu ama güvenlik konusunda zayıf olduğunu hep düşünmüşümdür. İran’ın bir tehdit olmadığını söylediği için ayrılması iyi oldu” dedi. Ayrıca Silahlı Kuvvetler Komitesinde görev yapan ve Amerikan Hava Kuvvetlerinde eski bir tuğgeneral olan Temsilci Don Bacon, Kent’in mektubunu “iyi ki ondan kurtulduk” yorumuyla yeniden paylaştı.

Cumhuriyetçi Koalisyonda çatlak!

Böylece Joe Kent, savaş nedeniyle istifa eden ilk üst düzey yönetici oldu. Bu gelişmeyi Cumhuriyetçi Koalisyonda ortaya çıkan bölünmelerin bir işareti olarak görmekte yarar var.

Çünkü bir süredir İran’a yönelik ABD-İsrail savaşının sonunun belirsizliği Trump'ın destekçileri arasında güçlü bölünmelere yol açıyor. Uzun süren yurtdışı askeri müdahalelerine yönelik eleştirileri nedeniyle Başkan Trump'ı destekleyen koalisyonun müdahale karşıtı kanadı, 19 gündür süren ve sona ereceğine dair herhangi bir işaret görünmeyen savaştan hızla rahatsız olmaya başladı.

Maliyetli bir savaş

Ayrıca, ABD’nin İran’a yönelik olarak başlattığı savaş oldukça maliyetli bir savaş. Bu savaşın ABD’ye günlük maliyetinin 1 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. (2)  Bu da ABD Federal Bütçesine ilave yükler getiriyor. Hali hazırda bu yıl 1,8 trilyon dolar açık vermesi planlanan bütçenin, bu ilave yükü kısa vadede ancak yeni vergilerle ve (38 trilyon doları aşan kamu borcunu daha da artırarak) borçlanma ile karşılamaktan başka bir yolu da yok gibi görünüyor. (ABD, orta ve uzun vadede bu yükü, fazlasıyla, savaşta kendisiyle birlikte hareket eden Arap ülkelerine yıkacaktır).

Ayrıca Demokrat Senatör Brian Schatz da bu rakama tepki gösterdi ve “bu savaş günde 1 milyar dolara mal oluyor. Lanet olası bir ayda 2 milyondan fazla Amerikalının sağlık hizmetlerini kurtarmak için harcamamız gereken miktardan daha fazlasını orada harcayacağız. Bu rejim değişikliği savaşı için, kelimenin tam anlamıyla sizin yemeğinizi ve sağlık hizmetlerinizi elinizden alıyorlar.” (3)

Savaşa en az 50 milyar dolarlık ek kaynak lazım!

Nitekim, Reuters’in bir haberine göre, bazı Kongre danışmanları, Beyaz Saray'ın yakında savaş için ek fon talebini Kongre'ye sunmasını beklediklerini belirttiler. Bazı yetkililer talebin 50 milyar dolar olabileceğini söylerken, diğerleri bu tahminin dahi çok düşük olduğunu ileri sürüyor. (4)

Savaşın dolaylı maliyetleri daha yüksek

Dahası, bu savaşın dolaylı maliyetleri de söz konusu. Öyle ki savaşın başlamasından bu yana yaklaşık bir hafta içinde petrol fiyatları yüzde 43 artış göstererek varil başına 100 doların üzerine çıktı.  Bu, petrol fiyatının son yılların en yüksek seviyesi. 9 Mart itibarıyla, benzin fiyatı ülke genelinde galon başına ortalama 3,48 dolara ulaştı. Trump iki hafta önce “Birlik Durumu” konuşmasını yaptığında, benzin fiyatı 2,92 dolardı. Bu, 2025 Ocak'taki göreve başlama töreninde 3,11 dolar olan ve Trump'ın ekonomik yönetiminin başarısının kanıtı olarak sık sık gösterdiği referans değerin altındaydı. Bu seviye, yedi günden kısa bir sürede geride bırakıldı. Ekonomistler, ham petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın benzin fiyatlarında yaklaşık 25 sentlik bir artışa yol açtığını tahmin ediyor. (Benzin fiyatları sadece işe ve okula gidip gelmekle ilgili değil. Tüketicilere mal ve hizmet ulaştırmakla da ilgili ve bu da tüm ekonomi genelinde enflasyonist baskıyı kat kat artırıyor). (5)

Aşağıdaki tabloda da gösterildiği gibi, İran savaşının Amerikan halkına yıllık maliyeti hane başına en az 2,143 dolar ile 2,565 dolar arasında değişiyor. (6)


Madalyonun diğer yüzü: patlayan savaş kârları

Diğer yandan, 16 Mart tarihli Financial Times’ta yer alan bir makalede bu savaştan kimlerin fayda sağladığı şöyle özetleniyor (7):

Ham petrol fiyatları İran savaşının başlamasından bu yana ulaştığı seviyeleri korursa, ABD’li petrol şirketleri bu yıl 60 milyar dolardan fazla havadan kazanç elde edecekler. Yatırım bankası Jefferies'in modellemesine göre, 28 Şubat'ta çatışmanın başlamasından bu yana, petrol fiyatlarında yaklaşık yüzde 47’lik bir artışın ardından, Amerikan petrol üreticilerinin sadece bu ay 5 milyar dolarlık ek nakit geliri elde edeceği tahmin ediliyor.


Silah tüccarlarının kârları arttı

Kuşkusuz savaştan yararlananlar sadece petrol şirketleri değil. Reuters’ın haberine göre, ABD Kongresine sunulan bir raporda, ABD Başkanı Trump Yönetiminin İran’a yönelik saldırıların ilk iki gününde 5,6 milyar dolarlık askeri mühimmat kullandığını belirtiliyor. (8)

Sonuç olarak

İstifa eden Joe Kent gibi uzun süreli yurt dışı askeri müdahalelere şüpheyle yaklaşan ve genellikle daha ölçülü bir dış politika savunucusu olan başka üst düzey yönetim yetkilileri de bulunuyor. Bunlara Ulusal İstihbarat Direktörü ve Kent’in amiri Tulsi Gabbard ile Başkan Yardımcısı JD Vance de dahil.

Bu da en despotik yönetimlerin gücünün bile nihayetinde, yönettikleri kişilerin rızasına ve iş birliğine bağlı olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Nitekim Amerikan halkı, İran’a yapılan askeri saldırıların ilk gününde bu saldırılara sadece yüzde 41 oranında destek verdi. Bu oran 1941 yılındaki yüzde 97’lik desteğin çok gerisinde bir destek.

Bu bağlamda Kent’in istifası da böyle bir rıza ve iş birliğinin geri çekildiği anlamına geliyor. Bu da ilk elden bu savaşın gayrimeşru olduğunu ortaya koyuyor ki bu durum, emperyalist ABD-Siyonist İsrail devletinin bu savaşı kaybetmekte olduğunun da işaretidir.

Dip notlar:

(1)    https://www.nytimes.com/2026/03/17/world/middleeast/joe-kent-counterterrorism-resigns-iran-war.html (17 Mart 2026).

(2)    Institute for Policy Studies (5 Mart 2026).

(3)    https://www.commondreams.org/news/what-s-the-cost-of-iran-war (5 Mart 2026).

(4)    https://www.reuters.com/world/middle-east/trump-administration-estimates-cost-iran-wars-first-two-days-56-bln-source-says-2026-03-10 (10 Mart 2026).

(5)    https://www.counterpunch.org/2026/03/13/the-cost-of-war-4 (13 Mart 2026).

(6)    Agm.

(7)    https://www.taxresearch.org.uk/Blog/2026/03/15/who-wins-from-this-war (15 Mart 2026).

(8)    https://www.reuters.com/world/middle-east/trump-administration-estimates-cost-iran-wars-first-two-days-56-bln-source-says-2026-03-10 (10 Mart 2026).

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder