Sömürgeci-Gangster Kapitalist Emperyalizm (4):
Fosil yakıt kaynaklarını ele geçirmek!
Mustafa Durmuş
18 Ocak 2026
ABD’nin Venezuela’ya saldırısının gerisinde; “ABD
emperyalizminin Batı Yarımküre üzerindeki hegemonyasını yeniden kurmak istemesi
olduğu kadar, finans piyasalarına maddi kazançlar sağlamak, ulusal güvenliğin
önemli bir unsuru olarak kabul edilen petrol gibi stratejik fosil yakıtlar ve
diğer hammaddelerin elde geçirilmesi ve Çin’in bu kaynaklara erişiminin
engellenmesinin yattığı” ileri sürülebilir.
Hedge fon yöneticileri ellerini
ovuşturuyor
Nitekim, bu müdahale devasa büyüklükteki hedge
fonlarına ciddi boyutlarda kazanç sağlıyor. Öyle ki bu yatırım fonları ve
varlık yöneticileri müdahaleden bu yana, yatırımcılarını Venezuela genelinde hisse
senetlerini satın almaya ve gayrimenkule yatırım yapmaya çağırıyor.
Yatırımcılar, Venezuela'nın sosyalist “Chavismo”
sisteminin yakında ortadan kaldırılıp Amerikan tarzı kapitalizm ile değiştirileceğini
ve bu durumun on yılı yayılacak bir
ekonomik canlanmayı tetikleyeceğini öngörüyor. (1)
Kısaca, Trump’ın yardımıyla emperyalist finans
kapital, Venezuela halkına ait olan varlıkları gasp ederek kıtaya daha fazla
yayılma planları yapıyor.
“Latin Amerika'nın Açık Damarları”
Bu niyet ve faaliyet daha öncesinde de vardı ama bunu sömürgecilik
sonrasında Latin Amerika halklarının direnişi kısmen önleyebilmişti:
“Latin Amerika, açık damarların bölgesidir.
Keşfinden günümüze kadar her şey, her zaman Avrupa'ya, daha sonra da Amerika
Birleşik Devletleri'ne sermaye olarak dönüştürüldü ve bu şekilde sermaye uzaktaki
güç merkezlerinde birikti. Üzerindeki meyveleri ve mineral bakımından zengin
derinlikleriyle topraklar, insanlar ve onların çalışma ve tüketim kapasiteleri,
doğal kaynaklar ve insan kaynakları her şey bu merkezlerin eline bırakıldı.
Üretim yöntemleri ve sınıf yapısı, her bölge için kapitalizmin evrensel dişli
kutusuna entegre edilerek dışarıdan art arda belirlendi...
Tarihi bir rekabet olarak görenler için,
Latin Amerika'nın geri kalmışlığı ve yoksulluğu, sadece başarısızlığının bir
sonucudur. Biz kaybettik, diğerleri kazandı. Ancak kazananlar, bizim
kaybetmemiz sayesinde kazandılar: Latin Amerika'nın geri kalmışlığı birisinin
dediği gibi, dünya kapitalizminin gelişiminin tarihinin ayrılmaz bir
parçasıdır. Bizim yenilgimiz, her zaman başkalarının zaferinde örtük olarak
vardı; bizim zenginliğimiz, başkalarının, yani imparatorlukların ve onların
yerli denetçilerinin refahını besleyerek, her zaman bizim yoksulluğumuzu
doğurdu”. (2)
Galeano'nun 1971 tarihli klasik eserinden (Latin
Amerika'nın Açık Damarları) alınan bu iki paragraf, Latin Amerika'nın durumunu oldukça
iyi özetliyor: bölge için güç kaynağı olması gereken şeyler yani doğal, maden
ve enerji kaynakları açısından sahip olduğu muazzam zenginlik, Bölgenin en
büyük laneti haline geldi ve yabancı güçlerin bitmek bilmeyen ilgisini çekti.
Bu bölgenin göreli olarak geri kalmışlığının nedeninin batı emperyalizmi olduğu
gerçeğini ortaya çıktı.
“Petrolü gönüllü olarak teslim etmeyince…”
Sömürgeci emperyalizmin ana hedefi her zaman,
kapitalizmin hayatta kalabilmesi için vazgeçilmez olan doğal kaynaklara serbest
erişimdir. Bu bağlamda “Maduro'nun suçu, şimdiye kadar petrolü ABD’li petrol
şirketlerine gönüllü olarak teslim etmemesidir”.
Nitekim Maduro'nun kaçırılarak tutuklanmasının gerçek
nedeni, Trump'ın 3 Ocak günü düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada
(kendine özgü açık sözlülüğüyle) ortaya çıktı: “Topraktan muazzam miktarda
zenginlik çıkaracağız.”
Ona göre, “kazanılan para sadece Venezuela halkına
değil, Amerikan petrol şirketlerine ve bu ülkenin verdiği zararların tazminatı
olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne de gitmeli”.
Bahsettiği “zararlar”, Venezuela'nın petrol
kaynaklarını kamulaştırmasından kaynaklanıyor. Venezuela, dünyadaki diğer tüm
ülkelerden daha fazla petrol rezervine sahip. Trump'ın Venezuela'nın petrolünü
yağmalama önerisi aslında, bu ülkeyi ele geçirme ve “yönetme” motivasyonunu açıkça
itiraf etmesidir. Bu, açıkça gangsterlikten başka bir şey değil: “petrolünüz
var ve biz de başkanınız engel olursa onu kaçırarak petrolünüzü alacağız ve
ülkenizi doğrudan bir koloni (sömürge) olarak yöneteceğiz ya da ülkenizi
yağmalamamıza izin verecek bir kukla hükümet kuracağız”. (3)
Venezuela dünyada en fazla ham petrol
rezervine sahip ülke!
Enerji Enstitüsü'ne göre Venezuela, OPEC+ örgütünün lideri
Suudi Arabistan’ı geçen ve böylece dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip
ülke konumunda. Bu rezervler yaklaşık 303 milyar varil veya küresel rezervlerin
yüzde 17'sine karşılık geliyor.
Ancak, devasa rezervlerine rağmen, Venezuela'nın ham
petrol üretimi, kapasitesinin çok altında kalmaya devam ediyor. 1970’lerde
günde 3,5 milyon varil ile zirveye ulaşan üretim (küresel üretimin yüzde 7'sinden
fazlası), 2010’larda 2 milyon varilin altına düştü ve geçen yıl ortalama sadece
1,1 milyon varil oldu. (4)
Trump petrol şirketlerine verdiği sözü
yerine getiriyor!
Trump, basın toplantısında, bu askeri eylemin petrol
çıkarma ile bağlantılı olduğunu ve ABD ordusunu ABD petrol şirketlerinin
çıkarlarını ilerletmek için etkili bir şekilde seferber ettiğini açıkça
belirtti.
Öyle ki 2024 yılında Trump, petrol ve gaz şirketi
yöneticilerini kampanyası için 1 milyar dolar toplamaya zorladı ve “yeniden
seçilmesi halinde onların önceliklerini yerine getireceğine” dair söz verdi.
Sektör olumlu yanıt verdi ve Trump'ın kampanyasına 2024 seçimleri sırasında petrol
ve gaz bağışçıları şu harcamaları yaptı:
Ocak 2023 ile Kasım 2024 arasında Donald Trump'ın
başkanlık kampanyasını desteklemek için 96 milyon dolarlık doğrudan bağış. Kongre'ye
lobi faaliyetleri için 243 milyon dolarlık destek. Trump ve diğer Cumhuriyetçileri
veya kampanyalarının desteklediği politikalarını desteklemek için reklamlara
yaklaşık 80 milyon dolar transfer. Cumhuriyetçilerin alt seçim yarışlarına 25
milyon dolardan fazla harcama (bunun 16,3 milyon doları Cumhuriyetçi
Temsilciler Meclisi yarışlarına, 8,2 milyon doları Cumhuriyetçi Senato
yarışlarına ve 559 bin doları Cumhuriyetçi valilere). Kısaca, Venezuela'ya
müdahalesiyle Trump, seçim kampanyasında verdiği sözü tutuyor. (5)
Petrol şirketleri Trump'ın sömürgeci
planlarının kilit ortağı
Fosil yakıtlar Trump'ın yeni imparatorluk vizyonunun
merkezinde yer alıyor. Öyle ki Trump'ın Doğal Güvenlik Stratejisi’nde, “Amerikan
enerji hakimiyetini (petrol, gaz, kömür ve nükleer alanda) yeniden tesis etmek
ve gerekli temel enerji bileşenlerini yeniden ülkeye getirmek, en önemli
stratejik önceliktir” deniliyor. (6)
Nitekim, Trump'a ABD egemen sınıfı içindeki en sadık sermaye
grupları, 2024 seçim kampanyasına büyük miktarda para harcayan petrol
milyarderlerini barındıran fosil yakıt şirketleri.
Örneğin Chevron, sadece Trump'ın 2025'teki göreve
başlama törenine 2 milyon dolar bağışlayarak en büyük fosil yakıt bağışçısı
oldu. Bu yüzden dc Trump, müdahale sonrasında düzenlediği basın toplantısında; “petrolü
geri alacağız, çok büyük ABD petrol şirketleri oraya girecek ve milyarlarca
dolar harcayacak, topraktan muazzam miktarda zenginlik çıkaracağız” diye söz
verdi.
Bu toplantı sırasında Trump en az 20 kez “petrol” sözcüğünü
kullandı. ExxonMobil, Halliburton, ConocoPhillips, Valero, Phillips 66 gibi dev
petrol şirketlerinin hisseleri ertesi gün yükseldi ve şu anda Venezuela'da
faaliyet gösteren tek büyük ABD petrol şirketi olan Chevron'un hisse değeri
yüzde 5'ten fazla arttı. (7)
Oldukça maliyetli bir iş Trump’ı bekliyor
Diğer yandan, Venezuela'nın petrol üretimini eski
haline getirmenin maliyeti ucuz olmayacak çünkü sektörün sondaj altyapısı harap
durumda ve çıkarılan petrol “ağır” türden.
Bu ekstra ağır petrolün çıkarılması için, nispeten
kısa ömürlü çok sayıda kuyu açılması gerekiyor (bu süreç ABD'deki kaya gazı petrolü
üretimine oldukça benziyor). Ardından
çamur, daha hafif petrol veya nafta ile karıştırılarak boru hatlarından akıp
ihraç edilip rafine edilebilmesi sağlanıyor. “Ağır” petrol üretimi, bu petrolü
pazarlanabilir hale getirmek için buhar enjeksiyonu ve daha hafif ham petrol
ile karıştırma gibi ileri teknikler gerektiriyor.
Bu tür petrolün üretimi pahalı ve karmaşıktır ve daha
hafif, kükürt içermeyen petrole kıyasla daha düşük fiyattan satılır. ABD'deki
birçok rafineri (özellikle Körfez Kıyısındaki rafineriler), bu ham petrolü
işlemek için donanımlı olsa da bu rafineriler zaten çok yüksek kapasite kullanımında
çalışıyorlar. (8)
Ayrıca, günümüzde petrol piyasaları yeterli bir arzla çalışıyor.
Bu nedenle de fiyatlar düşük, bu da üretimi pahalı bir ham petrolün kâr
marjlarını daraltıyor.
Son olarak, şirketler büyük yatırımlar yapmak için
istikrarlı bir siyasi ortama ihtiyaç duyarlar. Oysa Venezuela'nın ne zaman
siyasi istikrara kavuşacağı belli değil ve artan petrol gelirleri bu geçişi
kolaylaştırmak için kullanılmayacak.
Bu durum ABD’nin Venezuela’da uzun vadeli kalacağının
bir göstergesi.
Devam edecek…
Dip notlar:
(1) https://www.taxresearch.org.uk/Blog/why-is-the-us-taking-control-of-venezuela
(6 Ocak 2026).
(2) https://www.nakedcapitalism.com/2026/01/reopening-the-veins-of-latin-america.html
(6 Ocak 2026).
(3) https://peoplesdemocracy.in/pd/gangster-phase-imperialism
(11
Ocak 2026).
(4) https://thenextrecession.wordpress.com/venezuela-and-oil
(5
Ocak 2026).
(5) https://climatepower.us/news/new-report-oil-and-gas-industry-spent-450-million-to-influence-trump-and-the-119th-congress
(22 Ocak 2025).
(6) https://truthout.org/articles/oil-companies-are-key-partners-in-trumps-imperial-plans-for-latin-america
(8 Ocak 2026).
(7) Agm.
(8) https://thenextrecession.wordpress.com/venezuela-and-oil
(5
Ocak 2026).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder