Temmuz Ayı Enflasyonu Artarken,
Ücretlerdeki Erime Sürüyor!
Mustafa Durmuş
3 Ağustos 2026
Temmuz ayı enflasyonu
açıklandı.
Artık bir klasik haline
dönüşen bir gerçek var: TÜİK, ENAG ve İTO tarafından hesaplanan aylık ve yıllık
enflasyon oranları arasındaki açık ara fark sürüyor.
TÜİK’in yıllık enflasyonu
yüzde 31,75 iken bu oran ENAG’ın hesaplamalarında yüzde 50,49’a çıkıyor.
TÜİK’in aylık enflasyonu yüzde 1,78 iken, ENAG’ın aylık enflasyonu ise yüzde
3,07. (Bu arada Temmuz ayı sonlarında petrole gelen yapılan zamlar Ağustos
ayının enflasyonuna yansıyacaktır).
Belli ki TÜİK enflasyonu
olduğundan daha düşük gösterme politikasını sürdürüyor. Geçen ayın daha düşük
çıkmasının nedeni ise işçi ve memur emeklilerine yapılacak olan zammın 6 ayılık
kümülatif enflasyona endekslenmesi. Zira aylık enflasyon ne kadar düşük olursa,
emekliye verilecek zam da o kadar az oluyor. Temmuz ayı enflasyonunun iki kat
yüksek çıkmasının bir önemi yok zira ücret zammı hesabında dikkate alınmıyor.
Zurnanın zırt dediği yer:
Açıklanmayan madde fiyat listesi!
Bir süredir TÜİK hukuka
aykırı bir biçimde enflasyon sepetinde yer alan yüzlerce maddenin
fiyatlarındaki değişimleri açıklamıyor. Çünkü açıkladığında TÜFE oranının ne
kadar düşük gösterildiği ortaya çıkabilir.
Oysa, Türkiye Devrimci
İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından açılan bir davada Ankara 6.
İdare Mahkemesi, DİSK tarafından istenen bilgilerin açıklanmasının kurumun
görevi gereği olduğunu belirterek bilgi talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı
olduğuna hükmetti. Kesinleşmiş hükme rağmen TÜİK buna uymuyor ve madde fiyat
listesini hala yayınlamıyor. Böylece gerçek fiyat artışlarını gizlemeye devam
ediyor.
Yüksek enflasyon TÜİK’in
manipüle edilmiş verilerine rağmen, emekçileri yoksullaştırmaya devam ediyor
Öyle ki ocak ayında
28,075 TL olan asgari ücret, 7 aylık enflasyon yüzünden 23,450 TL’ye; en düşük
emekli aylığı 20,000 TL’den 16,705 TL’ye geriledi. Böylece ilk 7 ayda, asgari
ücretlinin toplam ücretinin 4,625 TL’si; emekli ücretinin ise 3,295 TL’si
enflasyonla ceplerinden alındı.
Eğer siyasal iktidarların
görevi toplumu yoksullaştıran yüksek enflasyon gibi etkenlere karşı onu korumaksa,
İktidar Bloku bu görevi yapamıyor, halkın yoksulluğunu daha da artırıyor.
Yok eğer siyasal iktidar bilerek
ve isteyerek halkı yoksullaştırmayı, mülksüzleştirmeyi; buna karşılık izlediği
mali destek politikalarıyla ve faiz politikalarıyla sermaye ve servet
zenginlerini daha da zenginleştirmeyi hedefliyorsa, bu konuda oldukça başarılı
olduğunu kabul etmek lazım. Zira toplumdaki gelir ve servet uçurumu özellikle
de son 10 yıldır inanılmaz bir biçimde derinleşti.
Kuşkusuz bu gidişat
ekonomik büyümeyi yavaşlatacağı, işsizliği artıracağı ve ekonomiyi krizlerle
baş başa bırakacağı için de ayrıca tehlikeli.
Ekonominin yapısal hale
gelmiş ve son 23 yıldır daha da büyüyen sorunları sadece ekonomik kararlar
alarak da çözümlenemez. Bu konuda demokratik siyasetin ön alması ve halktan
gerçek verilerin saklanmasını önlemesi gerekiyor.
Özetle, onurlu iş, ekmek
ve aş biçimindeki bir ekonomik mücadele, özgürlükler, insan haklarına saygı ve
özgür ve adil seçimler gibi demokrasi
mücadelesi ile el ele yürümek zorunda.