23 Şubat 2026 Pazartesi

Finansal kriz (IV-c)

 

Yapay zekâ yatırımlarının borca dayalı finansmanı (c)

2026 ve sonrası: finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (IV)

Mustafa Durmuş

23 Şubat 2026


Yapay zekaya yatırım yapan teknoloji şirketlerinin yıllık trilyon doları aşan yatırım harcamalarını, ücretli abonelerin gelirleriyle veya devlet destekleriyle finanse edebilmeleri imkânsız.

Bu yüzden de yapay zekâ şirketleri bu tür harcamaları finanse edebilmek için bankalardan, büyük fonlardan ve tahvil piyasalarından; hiper ölçekli borçlanmadan özel amaçlı kredilere, hatta menkul kıymetleştirmeye kadar çok sayıda riskli finansman biçimlerine başvuruyorlar. Bu da aslında bir sonraki finansal krizin temellerini atıyor.

Büyük yatırım harcaması büyük kaldıraç gerektiriyor!

Öncelikle, yatırım harcaması ihtiyacının büyüklüğü, teknoloji şirketlerinin finansman kaynağını işletme nakit akışlarından (öz sermaye), borçlara (yabancı kaynak) doğru kaydırmasını gerektiriyor.

Bu bağlamda, bugün itibarıyla, yapay zekâ patlamasının makroekonomik ve finansal istikrarla ilgili riskleri ılımlı görünse de bu patlamanın sürdürülebilirliği yapay zekâ şirketlerinin yüksek kazanç beklentilerini karşılamasına bağlı görünüyor.

Uluslararası finans kuruluşlarının raporları da yapay zekâ yatırımlarının ölçeğinin büyüklüğünün yabancı kaynak kullanımını gerekli kıldığına vurgu yapıyor.

Veri merkezinin inşası için gereken para: 5-7 trilyon dolar!

Örneğin, JP Morgan Chase & Co. 2026-2030 yılları arasında, 122 GW veri merkezi kapasitesinin inşa edileceğini ileri sürüyor. İlave 122 GW’lik bir veri merkezi kapasitesinin maliyetininse 5-7 trilyon dolar arasında olacağını tahmin ediyor. Böylece sadece 2026 yılı için öngörülen veri merkezi finansman ihtiyacı yaklaşık 700 milyar dolar olacak ve bu miktar muhtemelen tamamen hiper ölçekli nakit akışları ve yüksek dereceli tahvil piyasaları tarafından finanse edilebilecektir. Dahası, 2030 yılında finansman ihtiyacı 1,4 trilyon doları aşacak ve bu da mevcut piyasa kapasitesini aşarak alternatif finansman kaynakları aranmasını gerektirecektir. (1)

Büyük ölçekli borçlanma

BIS’e göre de ‘Bilgi Teknolojisi’ (BT) sektörünün önde gelen şirketleri, tarihsel olarak yatırımlarının çoğunu işletme nakit akışlarından (iç kaynaklarla) finanse ettiler. Ancak, mevcut ve öngörülen yapay zekâ ile ilgili yatırım ihtiyaçlarının ölçeği o kadar büyük ki şirketler dış finansman kaynakları arayışı içine girdiler. Bu yüzden de bu tür yatırımları borçlanma yoluyla finanse etme eğilimi giderek artıyor. Bu değişim kuşkusuz, finansal istikrar konusunda da önemli sorular ortaya atıyor. (2)

“Çürümeye hazır dijital marula yapılan yatırım!”

İktisatçı D. McWilliams, Fortune dergisine verdiği bir demeçte, “hemen çürüyebilecek bir ürüne yatırım yapıyorsunuz” diyerek, yapay zekâ donanımını “şu an çürüyecek olan dijital bir marul” olarak nitelendiriyor.

Ona göre, veri sunucuları, ağ ekipmanları ve depolama cihazlarının kullanım ömrü yaklaşık 3-5 yıl, buna karşılık gelen yıllık amortisman oranı yüzde 20-30. Bu yongalar genel amaçlı hesaplama motorları değil: Nvidia, Google ve Amazon gibi birkaç büyük tedarikçinin özel mimarilerine ve yazılım yığınlarına uyarlanmış, üretken yapay zekâ modellerini eğitmek ve çalıştırmak için özel olarak tasarlandılar. Bunlar, aşırı güç yoğunluğu, gelişmiş soğutma ve özel ağ iletişimi için tasarlanmış, özel amaçlı yapay zekâ veri merkezlerinin bir parçası. Birlikte, ölçeklendirme için optimize edilmiş ancak yeniden kullanımının zor olduğu kapalı bir sistem oluşturuyorlar. (3)

Kredilerde patlama

Aşağıdaki tablo 2015 yılından bu yana, “yapay zekâ veri merkezi inşaatı” için yapılan yıllık borçlanma tutarlarını gösteriyor.

Büyük teknoloji firmaları tarafından yapay zekâ yatırımları için 2025 Eylül-Ekim döneminde yapılan borçlanma tutarı 75 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, 2015-2024 döneminde yıllık ortalama 32 milyar dolar olan borçlanma tutarının oldukça üzerinde. Yapay zekâ şirketleri tarafından ihraç edilen tahviller (yatırım notu tahvilleri-IG), Ekim 2025’te Amerikan tahvil piyasasının yüzde 14'ünü oluşturuyordu. Barclays Bank analistleri, yapay zekâ ile ilgili kümülatif yatırımların 2029 yılına kadar ABD ulusal hasılasının yüzde 10’undan fazlasına ulaşabileceğini tahmin ediyor. (Bu rakam, 2025'in ilk altı ayında yaklaşık yüzde 6 idi).(4)

“Fırtınadan önceki sessizlik”

Kısaca, yeni bir finansal balonun şişmekte olduğunu gösteren bir gizli kaldıraç söz konusu. Çünkü yatırımcılar ve spekülatörler sadece aşırı değerli hisse senetlerine yatırım yapmaya devam etmekle kalmıyor, giderek artan sayıda yatırımcı bunu borçlanarak yapıyor.

Bu artan “kaldıraç etkisi” (2008 küresel finans krizinin tipik bir karakteristiğidir), finans sektörünün ve genel olarak ekonominin, tahmin edilenden daha fazla riskle yüz yüze olduğunu gösteriyor.


Nitekim kaldıraçla beslenen balonlar, son 150 yıldır defalarca finansal krizleri tetikledi. Modern kapitalizmin tarihi, bu tür “üretken balonların” birbirini izlemesiyle tanımlandı. Demiryollarından elektrifikasyona ve internete kadar, finansal spekülasyon dalgaları, getirisi önceden bilinemeyen, potansiyel olarak dönüştürücü teknolojileri finanse etmek için defalarca büyük miktarda sermayeyi harekete geçirdi.

Özel amaçlı krediler (SPV)

Yapay zekâ yatırımlarının finansmanında hızlı büyüyen bir dış finansman kaynağı özel amaçlı krediler.

“Özel amaçlı krediler”, çoğunlukla küçük veya orta ölçekli finansal olmayan şirketlere özel yatırım araçları (fonlar) tarafından verilen banka dışı kredileri ifade ediyor. Bu kredilerle ilgili olarak yapılan anlaşmalar, kredi verenler ve kredi alanlar arasında doğrudan müzakere ediliyor ve krediyi verenler, krediyi vadeye kadar bilançolarında tutuyor. Özel kredi, özel olarak tasarlanmış sözleşme yapıları, daha fazla kesinlik, daha hızlı uygulama ve daha esnek yeniden müzakere ile karakterize ediliyor.  İnşaat ve operasyonel riskleri karşılayan özel finansman düzenlemeleri sunma yeteneği, özel krediyi büyük, varlık ağırlıklı yapay zekâ projelerini finanse etmek için uygun hale getiriyor. (5)

Büyük teknoloji şirketleri de (büyük nakit akışlarına sahip olsalar da) ihtiyaç duyulan trilyonlarca dolarlık miktar onlar için bile çok yüksek olduğundan, bu tür kredilere ihtiyaç duyuyor. Keza risk sermayesi de yapay zekâ altyapısını finanse etmekle pek ilgilenmiyor. Ayrıca. yapay zekanın geliştirilmesinden doğabilecek süper güçte getiriler potansiyel olarak mevcut olsa da veri merkezleri ve enerji santralleri tek başına bunu başarabilecek güçte değil.

Diğer yandan, yatırımcılar büyük teknoloji şirketlerinin yönlendirdiği sanayi politikasının yıllarca süreceğine inandıklarından, bu tür yatırım fırsatlarını kaçırmak istemiyorlar. Ancak göreli olarak daha küçük yapay zekâ şirketleri piyasaların güvenini kazanarak yüz milyarlarca dolarlık sermaye borçlanma imkanına da sahip değiller.

Tarih tekerrür mü ediyor?

İşte burada devreye “özel amaçlı krediler” (SPV) giriyor: Bir şirket veri merkezi kurmak için ortaya çıkıyor ve büyük teknoloji firması olan bir “ana kiracı” buluyor. (Veri merkezleri alanlarını kiracılara kiralayan altyapıdır). Ancak hali hazırda, veri merkezlerini spekülatif olarak inşa edip kiralayan borç batağına saplanmış örnekler de mevcut.

Kısaca, 1920'lerin düzeyindeki “özel ve düzenlemesiz” kredilerin üzerine, 1990'ların “internet” (veya 1870'lerin “demiryolu”) düzeyindeki teknoloji ve altyapı gelişiminin üzerine, 2000’lerin “konut balonu” düzeyinde bir finans mühendisliği eklenmiş durumda.

Ancak bunların hepsini yöneten tek bir balon var. Özel sermaye fonları, gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve diğer araçlar da bu balonun bir parçası. Moody's'in geçen ay yayınladığı bir rapora göre, bankaların bu tür özel kredilere ayırdığı tahsisat en az 300 milyar dolar. (6)

Kuşkusuz bir de giderek artan menkul kıymetleştirme var. Veri merkezleri, inşaat kredilerinden varlık destekli menkul kıymetlere dönüşüyor ve yatırımcılar risk toleranslarına göre bir dilim seçebiliyorlar. Bir rapora göre, bu piyasadaki geçerli menkul kıymetleştirme işlemlerinin yüzde 61'i veri merkezlerinden geliyor. (7)

Bu noktada 2008 finansal krizinde menkul kıymetleştirmenin önemine vurgu yaparak tarih tekerrür mü ediyor diye sormakta yarar var.

Devam edecek…

Dip notlar:

(1)  Servaas Storm, The U.S. Is Betting the Economy on ‘Scaling’ AI:Where Is the Intelligence When One Needs It?, Working Paper No. 244 (1 Aralık 2025), s. 13-14.

(2)  Iñaki Aldasoro, Sebastian Doerr and Daniel Rees,” Financing the AI boom: from cash flows to debt”, https://www.bis.org/publ/bisbull120.pdf (7 Ocak 2026).

(3)  https://fortune.com/2025/11/20/david-mcwilliams-interview-history-of-money-ai-bubble-crash-economy (20 Kasım 2025).

(4)  Smith, I., E. Herbert and R. Rees, “Fund Managers Warn AI Investment Boom Has Gone Too Far,” https://www.ft.com/content/e2d93034-ef3b-4259-9ab1-c45396ca59b3 (18 Kasım 2025).

(5)  Iñaki Aldasoro, Sebastian Doerr and Daniel Rees,” Financing the AI boom: from cash flows to debt”, https://www.bis.org/publ/bisbull120.pdf (7 Ocak 2026).

(6)  https://prospect.org/2025/11/19/ai-bubble-bigger-than-you-think (19 Kasım 2025).

(7)  Agm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder