3 Aralık 2019 Salı
2 Aralık 2019 Pazartesi
YURTTAŞLIK TEMEL GELİRİ (4)- İşsizlik ve yoksulluk sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasal bir sorundur!
YURTTAŞLIK TEMEL GELİRİ (4)- İşsizlik ve
yoksulluk sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasal bir sorundur!
Mustafa Durmuş
1 Aralık 2019
Yurttaşlık Temel Geliri önerisinin (YTG)
toplumsal fayda ve maliyetlerini ülkelerdeki hali hazırdaki sosyal refah devleti
uygulamalarının, sosyal transferlerin niteliğine, yaygınlığına ve büyüklüğüne
göre değerlendirmek gerekiyor.
Çünkü bu destekleri dikkate aldığımızda
gelişkin Avrupa ülkeleri ile azgelişmiş ülkelerde programın fayda ve
maliyetleri farklılaşabilir.
YTG’NİN YAPILABİLİRLİĞİ NEDİR?
Şu ana kadar çok kısıtlı bir
uygulamasının olması ve bu konudaki teorik çalışmaların daha ziyade Kuzey
Amerika ve Avrupa ülkeleri gibi ülkelerle sınırlı kalması nedeniyle
yapılabilirlik tartışmaları da bu ülkelere dönük olarak yapılıyor.
Bu çerçevede genel olarak gelişkin Avrupa ülkelerinde programın toplumsal fayda ve maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, YTG programlarının yapılabilirliği zorlaşıyor.
İngiltere’deki düşünce kuruluşu
Compass’ın yapmış olduğu bir çalışmanın bulgularına göre (1), finansal olarak
karşılanabilir bir YTG’nin sağladığı toplumsal fayda yetersiz kalırken, yeterli
fayda sağlayan bir YTG karşılanabilir düzeyde olmuyor.
ASTARI YÜZÜNDEN PAHALI BİR PROGRAM MI?
Çünkü eğer örneğin İngiltere’de mevcut
yoksulluk yardımları kaldırılıp yerine aylık 292 poundluk bir YTG verilirse;
çocuk yoksulluğu yüzde 10, emeklilerin yoksulluğu yüzde 4 ve çalışanların
yoksulluğu yüzde 3 artıyor. Mevcut sosyal yardımları koruyup, ilave destek
olarak çalışanlara 284 pound aylık YTG (diğerlerine daha düşük miktarlarda)
verildiğinde ise bu GSYH’nin yüzde 6,5’i büyüklüğünde (170 milyar pound) bir
ilave vergi alınmasını gerektiriyor.
Bu programın önde gelen
teorisyenlerinden P. Van Parijs’in önerisi olan yılda 600 avroluk bir gelirin
Belçika ekonomisinin kabaca yüzde 6’sına ve en cömert haliyle aylık 1,100
avroluk bir gelirin Fransız ekonomisinin yüzde 35’ine (871 milyar avroya) denk
düşen bir mali yük getireceğini öngörmek gerekiyor. (2)
Bunca maliyete rağmen sonuçlar da iç
açıcı değil: Çocuk yoksulluğu ancak yüzde 16’dan yüzde 9’a; çalışan yoksulluğu
yüzde 13,9’dan yüzde 12’ye ve emeklilerin yoksulluğu yüzde 14,9’dan yüzde
14,1’e düşürülebiliyor. Böylece, bu büyüklükteki bir kaynağın olumlu etkisi çok
sınırlı kalıyor ve özellikle de çok ihtiyacı olanlar bundan yeterince
faydalanamıyorlar. Yani YTG aslında yeni bir vergi gibi işlev görüyor. (3)
Ayrıca hali hazırdaki kamu
harcamalarının ülke ekonomisinin yüzde 50’si civarında olduğu kapitalist bir
ekonomide (bu oranı yüzde 70’lerin üzerine çıkartacağı için), ekonomiyi
tamamıyla sosyalleştirmeden bunu yapabilmek mümkün değil. Kuşkusuz siyasal
iktidarda köklü bir değişim gerçekleşmeden de bu politik olarak yapılabilir
değil.
PETROL, ARAZİ YA DA DİĞER MÜŞTEREKLERİN GELİRLERİNDEN FONLAMA
Böyle bir programın finansmanı ya
Alaska’da ve Norveç’te önerildiği gibi petrol (veya arazi) gelirleri gibi
gelirlerle ya da vergilerle karşılanacaktır. Aksi taktirde faydası çok
tartışmalı minimalist versiyon seçilecek ve birçok sosyal harcamadan
vazgeçilecektir.
Nitekim Hickel fonlamanın petrol, arazi,
orman ve balıkçılık gibi doğal müştereklerin gelirlerinden karşılanmasını
öneriyor. Ona göre, Alaska’da olduğu gibi petrol gelirlerinin bir kısmı
doğrudan dağıtılabileceği gibi, bu finansman Toprak Değerlenme Vergisi,
Entelektüel Mülkiyet Gelirleri Vergisi, Finansal Spekülasyon Vergisi ve Karbon
Vergisinden sağlanabilir. Hickel bu kaynaklardan yılda ortalama 3 trilyon
dolarlık (dünyada herkese günde 1 dolarlık ek gelir) gelir elde
edilebileceğini, bunun bir hayırseverlik olmadığını, gezegende herkese ait olan
müştereklerden herkesin yararlanması gerektiğini ileri sürüyor. (4)
Diğer yandan yukarıda sözü edilen
müşterekler küreseldir, sınırları çizilemez. Bu nedenle de böyle bir fonlamanın
küresel düzeyde planlanması ve hayata geçirilmesi gerekir. Mevcut kapitalist
küreselleşmenin buna izin vermeyeceği ise açık.
FİNANSAL İŞLEM VERGİSİ GİBİ VERGİLERLE FONLAMA
Compass araştırmacıları ise yüzde 5’lik
bir Finansal İşlem Vergisi (Tobin Vergisi benzeri) konulmasını öneriyorlar.
Diğer yandan finansallaşmanın bu denli büyük boyutlarda olduğu bir dünyada bu
çapta bir vergi gelirinin kendi üzerinden alınmasına uluslararası finans
kapital izin vermeyecektir.
Devlet Varlık Fonu üzerinden yatırım
fonu, borsa, tahvil-bono, emlak gibi finansal piyasalarında sağlanacak
getirinin YTG aracılığıyla yoksulluğun azaltılmasında kullanılması önerisi ise
etik bir öneri değil.
Çünkü bu piyasaların kendileri
spekülatiftir, asalaktır, bunların aktörleri ise yoksulları ya da toplumları
değil, kârlarını maksimize eden aktörler olarak insanların hayatlarını
karartırlar. Bu yüzden de böyle bir finansallaşmaya güvenmek, yaslanmak yerine
mega şirketlere ve fon yöneticilerine olan bağımlılığı azaltmak gerekir.
FONLAMANIN EKOLOJİK ETKİLERİ NE OLACAK?
Ayrıca petrole dayalı Devlet Servet
Fonları servetlerini fosil petrol kaynaklarının çıkarımı gibi iklim
değişikliğinin temel nedeni olan bir faaliyetten sağlıyorlar.
Kısaca doğayı ya da finansal
spekülasyonlarla ekonomileri tahrip eden, yoksulları daha da yoksullaştıran
faaliyetlerden sağlanacak gelirlerin bir kısmının YTG geliri biçiminde yeniden
dağıtılması ekolojik ve toplumsal maliyetleri çok yüksek olan bir finansman
şeklidir. Bu tür fonların gelirleri ile finanse edilen bir YTG kapitalist
üretim tarzına meydan okuyamaz ya da onun neden olduğu sorunlara çözüm
oluşturamaz.
VERGİLEME YOLUYLA FİNANSMAN
Geriye vergileme yoluyla finansman
kalıyor. Mevcut, verginin yükünü asıl olarak emekçinin omuzlarına yükleyen
vergi sistemlerini aynen koruyarak, YTG’yi buradan elde edilecek vergilerle
finanse etmek emekçinin bir cebinden alıp diğerine koymaktan farklı bir sonuç
doğurmayacaktır.
Bu nedenle bu finansmanın; dik artan
oranlı, verginin yükünü en üst gelirlilere doğru yıkan, düşük gelirlileri
vergilendirmeyen ve sistemin ağırlıklı olarak gelir ve servet vergilerinden
oluştuğu bir vergi sistemine dayalı bir finansman hem etkinlik, hem de
bölüşümde adalet açısından ideal olan finansman biçimidir. Ancak böyle bir
vergi sisteminin kurulması radikal politik değişiklikleri gerektirir.
ÖNCE GÜVENCELİ BİR İŞ…
Bu nedenle de böyle bir programı toplumu
radikal bir biçimde dönüştürecek esas program olarak görmemek gerekiyor. Bu program
yoksulluğu azaltmak için bir seçenek olarak düşünülürken, asıl olarak mali
olarak karşılanabilir sosyal konut sahibi olmayı, nitelikli ve ücretsiz kamusal
sağlığa ve eğitime erişimi, kamusal ulaştırmayı, aile ve engelli destekleri
gibi kamusal hizmetlerin daha da genişletilmesini savunmak ve bunlar için
mücadele etmek gerekiyor.
İlave olarak YTG gibi programlar, yerel
demokrasiyi de güçlendirebilmesi için, daha ziyade yerel yönetimler tarafından
kontrol edilen ve yürütülen, finansmanı kamuca sağlanan Kamu Garantili İstihdam
Yaratma Programlarının bir tamamlayıcısı olarak hayata geçirilmelidir.
DİP NOTLAR:
(1) Howard Reed and Stewart Lansley,
Universal Basic Income: An idea whose time has come?, A publication by Compass, 2016, s. 27-30.
(2) Daniel Zamora, “The Case Against a Basic Income”, https://www.jacobinmag.com/…/universal-basic-income-inequal… (28 December 2017).
(3) Reed and Lansley, agm.
(4) Jason Hickel, The Divide –A Brief Guide to Global Inequality and its Solutions, Windmill Books, 2017, s. 269-270.
(2) Daniel Zamora, “The Case Against a Basic Income”, https://www.jacobinmag.com/…/universal-basic-income-inequal… (28 December 2017).
(3) Reed and Lansley, agm.
(4) Jason Hickel, The Divide –A Brief Guide to Global Inequality and its Solutions, Windmill Books, 2017, s. 269-270.
1 Aralık 2019 Pazar
YURTTAŞLIK TEMEL GELİRİ (3)- İşsizlik ve yoksulluk sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasal bir sorundur Mustafa Durmuş
YURTTAŞLIK
TEMEL GELİRİ (3)-
İşsizlik
ve yoksulluk sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasal bir sorundur
Mustafa
Durmuş
25
Kasım 2019
Program emek hakları ve örgütlenmesi
üzerindeki olumsuz etkileri yüzünden bazı Marksistlerce eleştiriliyor.
PROGRAMA BİR KISIM MARKSİST SOL’DAN GELEN ELEŞTİRİLER
Öncelikle bu programın siyasetin iyice
sağcılaşmasının bir sonucu olduğu ileri sürülüyor. Buna göre, siyaset Sağ’a
kaydıkça, toplumsal hareketler savunma hattını iyice geriden kurmaya başladıkça
YTG fikri gibi fikirler yaygınlaşmaya başlıyor. Toplumsal kazanımları elde
etmek ve korumak zorlaştıkça bu fikirler güçleniyor. Neo-liberal reformlar
insanları vurdukça aynı insanlar giderek YTG’ne sığınıyorlar.
Bu anlamda program, neo-liberalizme bir
alternatif değil, ona ideolojik bir teslimiyettir, kapitülasyondur ve
güvencesiz istihdamı yaygınlaştırırken, kapitalist piyasaları daha da büyütür.
Oysa kapitalizmin küçültülmesi hedeflenmelidir. (1)
KUZU POSTUNA BÜRÜNMÜŞ KURT
Yani politik sonuçları açısından programın
masum olmadığı, refah devletinden geri kalanların da emekçilerin ellerinden
alınmasını amaçlayan bir tür “kuzu postuna bürünmüş kurt” niteliğinde olduğu,
eksik tüketim sorununa karşı bir çözüm olarak gündeme getirildiği, yani temel
kaygının sistemi krizden çıkartmak ve bunu yaparken de emekçilerin ellerinde
kalan hakları da yok etmek olduğu ileri sürülüyor.
Örneğin Roberts’e göre (2), bu program
sermayedarlar açısından bir tür ücret sübvansiyonu işlevi görebilir zira onlar
tarafından ödenen ücretlerin düşük tutulmasını mümkün kılar.
Ayrıca gelir çalışmadan (kısmen dahi)
ayrı tutulduğunda işçilerin ücret kesintilerine karşı mücadele azmi azalır, bu
da işgücü piyasasını daha esnekleştirir ve böylece ücret ve işgücü
maliyetlerinin değişen ekonomik koşullara uyarlanmasını kolaylaştırır.
Bu program kamu harcamalarının
finansmanında kullanılan Helikopter Para uygulaması gibi, yapılması gereken
temel reformların ötelenmesiyle ve ekonomiyi canlandıracak nakit dağıtımı ile
sorunun geçici olarak da olsa çözümlenmesine yönelmeyle sonuçlanır.
YTG’nin kapitalizmde sosyal sınıflar
arasında uzlaşmaz çelişkilerin mevcut olduğu ve bu sınıflar arasında ciddi bir
güç dengesizliği olduğu gerçeğinin unutturulmasına yardımcı olacağını ileri
süren Sodha’ya göre, program işçi hakları gibi konuların gündemden
düşürülmesine hizmet ediyor (3):
“Bu program karşılığında işçi
haklarından vazgeçmek işçiler için intihar anlamına gelir. Sol biraz gelir
desteği sağlamak için değil, iktidar olmak için mücadele etmelidir. Bu yüzden
de emek örgütleri bu tür programları desteklememelidir”.
Böyle bir perspektiften YTG bir sosyal
dönüşüm aracı olamaz, daha ziyade statükoyu korumaya hizmet eder. Eğer hayata
geçirilirse mevcut güç ilişkileri altında bundan yararlanacaklar ekonomik ve
politik güce sahip olan sermayedarlar olacaktır. Çünkü YTG altında mevcut
sosyal koruma sistemi de, emek piyasası kontrolleri de zayıflatılacaktır.
SOSYALİZM VE TEMEL YURTTAŞLIK GELİRİ
Buradan hareketle YTG’nin, yaşanabilir
bir ücret düzeyinde ihtiyacı olan herkese kamu garantili istihdam sağlanması
talebi kadar güçlü ve iyi bir talep olmadığı ya da ücretleri düşürmeden çalışma
saatlerini düşürmek talebi ve yaşanabilir ücretli bir emeklilik sistemi kadar
adil bir talep olmadığı ileri sürülebilir.
Böylece bu öneriyi her şeyin merkezine
koymadan (sosyalist bir toplumda Yurttaşlık Temel Geliri gibi programlara
ihtiyaç olmayacağının bilincinde olarak), emek hareketi onu taleplerinin ve
mücadelesinin bir parçası olarak görmelidir. Çünkü gelecek kendiliğinden
gelmeyecektir. Geleceği kurmak için bugünden bilinçli ve örgütlü bir biçimde
mücadele edilmelidir.
…devam edecek
DİP NOTLAR:
(1) Daniel Zamora,
“The Case Against a Basic Income”, https://www.jacobinmag.com/…/universal-basic-income-inequal… (28 December
2017).
(2) M. Roberts, “Basic income – too basic, not radical enough”, https://thenextrecession.wordpress.com/…/basic-income-too-b…).
(3) Sonia Sodha, “Universal basic income is no panacea for us – and Labour shouldn’t back it”, https://www.theguardian.com (18 December 2017).
(2) M. Roberts, “Basic income – too basic, not radical enough”, https://thenextrecession.wordpress.com/…/basic-income-too-b…).
(3) Sonia Sodha, “Universal basic income is no panacea for us – and Labour shouldn’t back it”, https://www.theguardian.com (18 December 2017).
Etiketler:
Eksik Tüketim Krizi,
Helikopter Para,
Marksizm,
Sosyalizm,
Yurttaşlık Temel Geliri
26 Kasım 2019 Salı
24 Kasım 2019 Pazar
YURTTAŞLIK TEMEL GELİRİ (2) İşsizlik ve yoksulluk sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasal bir sorundur
YURTTAŞLIK
TEMEL GELİRİ (2)
İşsizlik
ve yoksulluk sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasal bir sorundur
Mustafa
Durmuş
22
Kasım 2019
Günümüzde Yurttaşlık Temel Geliri (YTG)
düşüncesini sadece kendini Sol’da görenlerin ya da sosyal demokratların bazı kesimleri
değil, Sol liberaller, hatta bazı Sağcılar da savunuyorlar.
GENİŞ BİR YELPAZEDE SAVUNULUYOR
Programı savunan Solcular (1) programın
daha çok yoksulluğu ve eşitsizlikleri azaltıcı yönlerine vurgu yaparken,
programı eleştirenler (daha ziyade Marksistler) programın emek hareketini
zayıflatıcı yönlerine dikkat çekiyorlar.
Sağcılar ise (sermaye perspektifinden)
emekçilerin hak ve kazanımlarını ortadan kaldırdığı, emek hareketini pasifleştirdiği
için savunuyorlar.
Kendisini Marksist olarak tanımlayan ve
Syriza Hükümeti döneminde Yunanistan’da Maliye Bakanlığı da yapan Prof.
Varufakis bu programı savunuyor ve 21 Yüzyıl planlamacılarının bu programı
temel bir araç olarak kabul etmeleri gerektiğini ileri sürüyor. (2)
Sosyal demokratlar bu öneriyi “herkesin
adil bir pay alacağı dengeli bir kapitalist düzene gidiş yolu” olarak
gördüklerinden (Barnes) ve emeğin metalaştırılmasını azaltıp, işçilere
istemedikleri işi reddetmeleri imkânını sunarak emek-sermaye arasındaki sermaye
lehine olan güç asimetrisini düzeltebileceğinden dolayı (Srnicek ve Williams)
savunuyorlar. (3)
Nitekim bu öneri ABD’de Sanders,
Britanya’da Corbyn’in de başında bulunduğu İşçi Partisi ve Fransa’da Sosyalist
Parti tarafından savunuldu. Türkiye’de ise kırsal kesimdeki yoksul aile başına
ve geçici olarak aylık asgari ücret tutarında bir ödeme yapılması CHP’nin 2013
yılı tarihli Parti Programında “Vatandaşlık Hakkı Ödemesi” olarak yer alıyor.
BİREYSEL GİRİŞİMCİLİK TEŞVİK EDİLİR
Geleceğin toplumunu “bilgi toplumu”
olarak tanımlayan N. Srnicek ve A. Williams gibi bazı Sol liberaller içinse:
“Bireysel kapasitemizi geliştirmemizi
frenleyen, tam zamanlı ve güvenceli istihdam, sendika, sosyal sigorta gibi
şeyler modası geçmiş şeyler. Oysa geleceğin kapitalizm ötesi toplumunda
bireysel girişimciliğin çok büyük bir önemi var. İşte bu program insanları
özgürleştirerek geleceğin toplumuna hazırlanmasını sağlayacak olan temel maddi
unsuru olarak işlev görecek bir programdır”. (4)
SAĞ: BÜROKRASİ AZALIR, BÜTÇENİN KAYNAKLARI SERMAYEYE KALIR, SINIF
MÜCADELESİ SÖNÜMLENİR!
Yurttaşlık Temel Geliri önerisini
çalışmayı caydırdığı, tembelliği ve asalaklığı özendirdiği ve ciddi bir kamusal
kaynak israfına neden olduğu için eleştiren Sağcılar kadar buna sıcak bakanlar
da var.
Bu tür programların sosyalizmin önünü
açmayacağını bilen neo-liberalizmin fikir babaları Hayek ve Friedman gibi
Sağcılar ise devlet bürokrasisini azaltacağı, emekçilere dönük sosyal
harcamaları ortadan kaldıracağı, böylece devletin üzerindeki mali yükü
hafifleteceği, piyasaları büyütüp geliştireceği gerekçeleriyle bu programa
sıcak baktılar.
Öyle ki böyle bir Sağcı düşünceye göre,
ücret ve sosyal yardım ödemeleri vermek yerine herkese bir miktar para vermek
kamusal hizmetlere yönelik kamusal harcamaların azalmasını, böylece tasarruf
yapılmasını sağlayabilir. Örneğin sosyal güvenlik harcamaları azaltılabilir,
hatta tercihen kaldırılabilir.
Bir başka anlatımla, bazı Sağcılar
“kamusal hizmetleri, refah devleti sunumlarını ortadan kaldıracağı ve kamu
kaynaklarının doğrudan sermaye kesimine kalacağı, prekaryanın başkaldırışını
önleyeceği, gelecekteki girişimci kuşakların yetişmesi için maddi bir destek
sağlayacağı öngörüsüyle” savunuyorlar. (5)
Nitekim biraz da bu gerekçelerden yola
çıkarak Finlandiya’daki Sağcı hükümet, işsizlik yardımlarını azalttı ve bunun
yerine bu uygulamayı bazı pilot bölgelerde kısmi uygulamalarla başlattı. (6)
…devam edecek
DİP NOTLAR:
(1) Bu konuda P. Van
Parijs tarafından derlenen şu çalışmaya bakınız: Basic Income And The Left: A
European Debate, Social Europe Edition (April 27, 2018).
(2) https://www.economist.com/…/transcript-interview-with-yanis….
(3) Daniel Zamora, “The Case Against a Basic Income”, https://www.jacobinmag.com/…/universal-basic-income-inequal… (28 December 2017).
(4) Agm.
(5) Alyssa Battistoni , “The False Promise of Universal Basic Income”, https://www.dissentmagazine.org (Spring 2017).
(6) Scott Santens, “If You Think Basic Income is “Free Money” or Socialism, Think Again”, https://medium.com (8 September 2017).
(2) https://www.economist.com/…/transcript-interview-with-yanis….
(3) Daniel Zamora, “The Case Against a Basic Income”, https://www.jacobinmag.com/…/universal-basic-income-inequal… (28 December 2017).
(4) Agm.
(5) Alyssa Battistoni , “The False Promise of Universal Basic Income”, https://www.dissentmagazine.org (Spring 2017).
(6) Scott Santens, “If You Think Basic Income is “Free Money” or Socialism, Think Again”, https://medium.com (8 September 2017).
Etiketler:
Corbyn,
İşsizlik,
Sanders,
Yoksulluk,
Yurttaşlık Temel Geliri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)