Vergi yükü. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vergi yükü. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2023 Pazar

Akaryakıt zamları

 

Şimdi “biz nerede yanlış yaptık” sorusunu sormanın zamanı

Mustafa Durmuş

17 Temmuz 2023


Sayıları 16 milyonu bulan emeklilerin maaşlarına (yalnızca kök maaşlara) yapılan zamların yüzde 25 ile sınırlı tutulmasından ve aynı gün KDV oranlarının artırılmasından dolayı hayal kırıklığına uğrayan milyonlar, dün gece petrole yapılan büyük zamlarla muhtemelen şoka girdiler.

Örnek olarak, Ankara’da benzinin vergiler dâhil litre fiyatı 34,48 TL, motorinin litre fiyatı 32,80 ve LPG’nin litre fiyatı 13,90 oldu.(1) Kısaca, “pompa fiyatları” olarak tabir edilen perakende petrol fiyatları ortalama yüzde 20 arttı. Bu da daha önce 1,500 TL’ye doldurulan bir otomobilin yakıt deposunun artık 1,800 TL’ye doldurabileceği anlamına geliyor.

Ayrıca son 16 ayda benzinin litre fiyatının yüzde 79, motorinin litre fiyatının yüzde 89,6 ve LPG’nin litre fiyatının yüzde 90,4 arttığının altını çizelim.

Bu fahiş zam niye?

Peki, insanımız bunca büyük bir ekonomik sıkıntı yaşarken bu fahiş zamlar neden yapıldı? Acaba yine “dış güçlerin saldırı altında mıyız” yani dünyada petrol fiyatları artırıldığı için mi bizde de fiyatlar attı? Ya da petrol dağıtımı yapan şirketler kâr marjlarını mı yükselttiler?

Aslında ikisi de değil.

Bilindiği gibi, akaryakıt pompa fiyatlarını belirleme yetkisi bir regülatör kamu kuruluşu olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) ait. Yani bu kurum normalde piyasalardaki gelişmelere bağlı olarak belli kâr marjlarıyla pompa fiyatlarını belirliyor. Kurumun sitesinde kâr marjlarında bir değişikliğe gidildiğine dair bir yeni bilgi mevcut değil. O halde, akla ilk gelen neden dünyada petrol fiyatlarının arttığı.

Zira Covid-19 salgını sırasında ve Ukrayna savaşı sonrasında dünyada ham petrol fiyatları varil başına 130 dolara kadar yükselmişti. Buna rağmen Mart’ta (Ukrayna savaşı devam ederken) benzinin Türkiye’deki litre fiyatı 19,3 TL idi.

Dünyada petrol fiyatları artmıyor

İşin gerçeği bu aralar dünyadaki ham petrol fiyatları artmıyor, hatta son bir iki gündür düşme eğiliminde. Öyle ki Brent petrolünün varil fiyatı (bizde petrole zam yapıldığı saatlerde) yüzde 2’ye yakın düştü ve varil başına 78,5 dolar oldu. (2)

Bir diğer neden TL’nin dolar karşısında değer kaybının sürmesi olabilir zira petrol sadece dolar ile satın alınabiliyor ve kur arttıkça petrolün maliyeti de artıyor. Nitekim bir süredir izlenen yanlış ekonomi politikaları yüzünden ülke ekonomisi bir döviz krizinin eşiğine geldi ve dolar kuru 26,2 TL’ye kadar yükseldi.

Vergiler 3 kat artırıldı

Ancak “Şeytan ayrıntıda gizlidir” misali asıl neden bu da değil. Ayrıntıya girdiğimizde petrol fiyatlarındaki bu artışın asıl nedeninin dün gece benzin, motorin, LPG fiyatlarına yapılan devasa zamlar olduğunu görüyoruz.

Öyle ki daha bir hafta önce petrol ürünlerinden alınan Katma Değer Vergisi (KDV) oranının yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltilmesi yetmiyormuş gibi, benzinden litre başına 2,52 TL olarak alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) 7,52 TL’ye, motorinde 2,05 TL olan ÖTV 7,05 TL’ye ve LPG’de 1,77 olan ÖTV 5,77 yükseltildi. (3)

Özetle ÖTV; benzinde yaklaşık 3 kata, motorinde 3,4 kata ve LPG’de 3,3 kata yakın, yani ortalama 3 kat artırıldı. Fiyatları artıran tek etken de bu aslında.

Vergi yükü yüzde 45’e çıktı

Aşağıdaki tablodan da görülebileceği gibi, bu üç akaryakıttan alınan toplam verginin yükü bu son vergi zamlarıyla birlikte yüzde 45 oldu. Yani aldığımız her litre akaryakıtın fiyatının neredeyse yarısı vergilerden oluşuyor.


 

Vergisiz litre fiyatı (TL)

ÖTV (litre başına TL)

KDV

(Litre başına TL, % 20)

Toplam vergi

(litre başına TL)

Vergi yükü (%)

Vergili litre fiyatı

(TL)

Benzin

28,74

7,52

5,54

13,26

38.5

38,48

Motorin

27,34

7,05

5,46

12,51

38,1

32,8

LPG/Oto gaz

11,58

5,77

2,32

8,09

58,2

13,90


İşin kötüsü vergi artışları petrolden alınan ÖTV oranlarının 3 kat civarında artırılmasıyla sınırlı kalmayacak. Nitekim bugün de doğalgazdan alınan ÖTV oranları artırıldı. Otomotiv ürünleri ve elektronik eşyadan alınan ÖTV de artırılacak (bu konu Murat Batı hocanın son yazısında detaylı bir biçimde ele alınıyor) (4)

Kamu maliyesi krizi devrede

Neden mi? Çünkü artık döviz krizinin yanı sıra, bunun ikizi olan  “kamu maliyesi krizimiz de var.  Öyle ki bu yıl ki bütçe açığı 1,5 trilyon TL’nin üzerine çıkacak ve bu açık öncelikle bizlerden alınan bu ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergilerle kapatılacak. Satılabilirse T. Varlık Fonu’nda yer alan kârlı şirketler yabancılara satılacak. Yani özelleştirme yapılacak, oradan gelir temin edilecek. Bunun yetmediği yerde Cumhurbaşkanına verilen yaklaşık 2,2 trilyon TL’lik borçlanma yetkisi devreye girecek. O da yetmezse Merkez Bankası para basacak.

Tüm bunların enflasyonu daha da artıracağı, TL’nin daha fazla değer kaybına neden olacağı ve cari açığı daha da büyüteceği açık. Açık olan bir şey daha var o da başta emekçiler olmak üzere toplumun büyük çoğunluğunu çok zor günlerin bekliyor olması. Yapılan memur zamları şimdiden erimeye başladı, daha da yükselecek olan enflasyon ve artacak olan hayat pahalılığı ile yüzleşmeye devam edeceğiz.

Şimdi “biz nerede hata yaptık” diye sormanın tam zamanıdır…

Dip notlar:

(1)    https://www.petrolofisi.com.tr/akaryakit-fiyatlari/ankara-akaryakit-fiyatlari (16 Temmuz 2023).

(2)    https://oilprice.com/oil-price-charts (16 Temmuz 2023).

(3)    7390 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, RG sayı 32250 (15 Temmuz 2023).

(4)    https://t24.com.tr/yazarlar/murat-bati/erdogan-yetkisini-kullaninca-otv-yagdi-dayanikli-tuketim-mallarinda-da-ek-vergi-artisi-gundemde (16 Temmuz 2023).

 

             

25 Şubat 2023 Cumartesi

Vergi adaleti

 

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında adaletli bir vergi sistemine olan ihtiyaç devam ediyor

Mustafa Durmuş

25 Şubat 2023


Bir ülkede uygulamadaki vergi sistemi birçok önemli şeyin göstergesidir, özellikle de aşağıdakilerin:

(i) Ülke ekonomisinin gelişkinliğinin ve ülkenin genel olarak gelişmişliğinin ya da azgelişmişliğinin bir göstergesidir.

(ii) Ülkeyi yönetenlerin hangi sosyal sınıflardan yana duruş sergilediğinin, siyasal tercihlerinin hangi sosyal sınıflar ve kesimlerden yana olduğunun bir göstergesidir.

(iii) Siyasal iktidarın olduğu gibi, toplumun da demokrasi karşısındaki ya da yanındaki tutumunun, bu konudaki bilinç düzeyinin bir göstergesidir.

(iv) Vergilerin yükünün hangi sosyal sınıflar ve kesimler üzerinde olduğunun, böylece de ülkede vergilemede adalet olup olmadığının bir göstergesidir.

Vergiler topluma yararlı kamusal hizmetler için kullanılmalı

Bu nedenle de, öncelikle, toplanan vergilerin topluma yararlı kamusal hizmetlerin finansmanında kullanılması, bölüşümdeki adaletsizlikleri giderici olması ve sosyal ve ekonomik kalkınmaya hizmet etmesi son derece önemli.

Bu bağlamda, vergiler lükse, israfa, hurafeye, malum cemaatleri ve sermaye sınıfını gereksiz yere teşvik etmeye ve yöneten sınıfların iktidarını sağlamlaştırmaya dönük otoriterleşmeye ve militarizme hizmet eden harcamalar için kullanılmamalı.

“Vergiler kimlerden alınıyor” sorusu önemli

Ayrıca, bu vergilerin kimlerden alındığı da önemlidir. Örneğin bu vergiler ağırlıklı olarak Katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gibi halktan alınan vergilerse, buna karşılık Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi gibi gelirler düşük önemde kalıyorsa o ülkenin gelişmişliğinden de, o ülkede vergi adaletinden de söz edilemez.

Çünkü KDV ve ÖTV gibi vergiler, ödeyenin gelirine bakılmaksızın (yoksul ya da zengin her türden gelir grubundan) herkesten alınırlar, dolayısıyla da düşük gelirliler, yoksullar bu verginin yükünü çok daha fazla hissederler ve taşırlar.

Keza, Türkiye’de olduğu gibi,  yüksek enflasyon söz konusu olduğunda mal ve hizmet fiyatları arttığından, ödenen verginin miktarı da artar. Bu yüzden de bu vergiler halkı ezen vergilerdir.

Bu nedenle de halktan yana bir vergi sistemi, vergi yükünün halkı ezen böyle vergilerden vazgeçilerek (ya da asgaride tutularak), en zenginlerden daha yüksek oranda alınan Gelir Vergisine, şirketlerden/sermaye kesiminden alınan Kurumlar Vergisine ve çok zenginlerden artan oranlı olarak alınması gereken Servet Vergisine kaydırılmasını gerekli kılar.

Bir ülkenin vergi sistemi bir hastanın MR’ı gibidir

Aşağıdaki tablo bu tespitlerimizin ve önerilerimizin karşılığında ülkedeki fiili durumun ne olduğunu göstermesi açısından yararlı olabilecek bir tablo.(1) Çünkü bu tablo adeta bir MR gibi OECD ülkelerinin vergilerinin bileşimini gösteriyor.



Bu tabloya baktığımızda Şili, Macaristan, Kolombiya ve Litvanya’dan sonra Türkiye’nin, vergi gelirlerini en fazla tüketim üzerinden alınan vergilerden sağlayan ülke olduğunu görebiliyoruz.

Aslında tüketim üzerinden alınan vergiler hikâyenin belli bir kısmı. Bir de buna Türkiye’de “deprem vergileri” adı da verilen ‘Özel İletişim Vergisi’, Damga Vergisi, Harçlar ve Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi gibi vergi ve vergi benzeri tahsilatları eklediğimizde toplam dolaylı vergilerin payı yüzde 68’i aşıyor.

Sonuç olarak

Gelir vergisinin azımsanamayacak bir kısmının da asgari ücretin üzerinde ücret alan emekçilerden tahsil edildiği ve bu kesimlerin ilave olarak çok yüksek elektrik ve doğal gaz faturalarını da ödemek zorunda kaldıkları unutulmamalı.

Ayrıca, son deprem vesilesiyle yaptıkları yardımları (!) şova döndüren sermaye kesimine her yıl yüzlerce milyar liralık vergi istisnası, muafiyeti ve indirimi uygulanarak bu kesimlerden alınan vergilerin azaltıldığı da, (sözlerini tutarlarsa) bu deprem yardımlarını vergi matrahından indirerek daha az vergi ödeyecekleri de biliniyor.

Dahası bu bir kısım sermaye kesiminin ödemesi gereken vergiler yüksek enflasyon altında ya geciktirilerek ödeniyor ya da ödenmiyor. Böylece ödenmesi gereken vergilerin reel değeri enflasyon altında azaltılıyor. Ardından, son 20 yılda ortalama her 2 yılda bir yapıldığı gibi, çıkartılan vergi aflarıyla bu vergilerin cezaları, gecikme faizleri vb affediliyor.

Ülkedeki vergi sisteminin bu hali dikkate alındığında, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında demokratik bir cumhuriyet inşa edilmeli ve vergi adaletsizliği ortadan kaldırılmalıdır.

Dip notlar:

(1) https://taxfoundation.org/oecd-tax-revenue-by-country-2023 (23 February 2023).