3 Şubat 2018 Cumartesi

BİTCOİN (5): QUO VADİS BİTCOİN?

BİTCOİN (5):
QUO VADİS BİTCOİN?
Mustafa Durmuş
2 Şubat 2018

Bu haftayı kripto paralar ciddi değer kaybıyla kapattılar. Bu paraların en büyüğü olan bitcoinin fiyatı son 24 saatte yüzde 20 ve bu haftanın bütününde yüzde 30 düştü ve bugün itibariyle 7,910 dolardan işlem gördü (1).
Bitcoinin fiyatı Aralık ayının sonunda neredeyse 20,000 dolara kadar çıkmıştı. Fiyatının o günlerde 40,000 dolara, hatta 50,000 dolara kadar yükseleceği beklentisi vardı. Bu da ona olan talebi artırıyor ve fiyatını geçen yılbaşındaki 1,000 dolardan, yılsonunda yaklaşık 20,000 dolara kadar yükseltiyordu. Oysa bugün itibariyle (bu zirveden bu yana sadece 6 hafta içinde) yaklaşık yüzde 60’lık bir kayıp yaşadı.
  
Ethereum ve Ripple da çöktü…
İkinci en büyük kripto para olan Ethereum son 24 saatte yüzde 23 ve üçüncü sıradaki Ripple yüzde 30 değer kaybederek düşüşün bitcoin ile sınırlı kalmasını önledi. Kripto paralardaki bu düşüş ilk değil, son da olmayacak gibi.
Böylece sayıları 1000’i aşan kripto paraların piyasa değerleri birden 700 milyar dolar dolayından 385 milyar dolara kadar geriledi.

Hızlı düşüş nasıl açıklanabilir?
Böyle hızlı yükseliş ve çöküşlere ilişkin ilk açıklama, bu piyasalarda özellikle de son 1 yıldır yürütülmekte olan finansal spekülasyon ve beraberinde şişirilmekte olan balonun artık sönmekte olduğu biçiminde.
Borsalardakine benzer bir biçimde, tıpkı şirket hisselerin fiyatlarının gerçek değerlerinden çok ayrışarak çok artması (ya da düşüşü) gibi, kripto piyasalarda da bu paraların değerleri hızlı ve ani yükseliş ve çöküşler yaşadığında, bu durum bu paraların finansal spekülasyon araçlarından başka bir şey olmadıklarını düşündürüyor ki ana akım iktisatçıların büyük çoğunluğu, hatta bazı Marksist iktisatçılar da olaya böyle yaklaşıyorlar.
O halde bu son düşüşün nedenine bakmak gerekiyor. Çünkü sorunun yanıtı orada yatıyor.

Düşüşü tetikleyen etken: Hükümetlerin yasaklama ve kısıtlamaları
Bu son düşüşü tetikleyen etken, Japonya bitcoini değişim aracı bir yasal para olarak kabul ederken, bir süredir ABD, Çin ve G. Kore’nin ardından Hindistan Hükümetinin de bu paraların kullanımıyla ilgili sert yasaklar getirmesiyle paniğe kapılan yatırımcıların bu paraları elden çıkarmaya başlaması. Bunun sonucunda bu paraların fiyatları çakılarak değerleri sert bir biçimde düşmeye başladı.
Öyle ki, ABD’de örneğin, Gelir İdaresi (IRS) ICO’ları 4 Eylül 2017’de yasaklamakla işe başlarken, SEC (Sermaye Piyasası Kurulu) kripto para cinsinden her hangi bir ETF’yi ya da kripto ile ilgili diğer varlıkları listelemeye onay vermedi, ticaretini yasakladı. Ayrıca bitcoin aracılığıyla ticareti durdurması için yerel yönetimleri uyardı.
AB ülkeleri ise, halkı kripto paraların riski konusunda uyarırken, bunlara “para aklama ve terörizmin finansmanı” olarak yaklaşacağını açıkladı (2).
Çin’de bitcoinin yasaklanması kararı geçen yıl Eylül ayında alınmıştı. Bunun ardından Çin’deki en büyük bitcoin platformu Huobi faaliyetlerini durdurdu ve Singapur’a kaydırdı (3).
Son olarak, 11 Ocak 2018’de G. Kore Adalet Bakanlığı ülkede kripto para ile ticaretin yasaklanmasını planladığını duyurdu ve eş anlı olarak ülkenin en büyük iki kripto parasının ticaretinin (Coinone ve Bithumb) yapıldığı merkezlere polis ve vergi müfettişleri, vergi kaçakçılığı yaptıkları gerekçesiyle baskın yapınca 12’den fazla dijital paranın ticaretinin yapıldığı ülkede kripto para piyasaları alt üst oldu. Üstelik bu sadece bir açıklamanın ardından gerçekleşti. Gün içinde bitcoin yüzde 21 değer kaybederek 17,064 dolar karşılığı olan 18,3 milyon wona düştü. Kripto paralarla ilişkili hisselerin değerleri de sert biçimde düştü (4).

Spekülasyon kapitalizme içkin bir olgu!
Konuyu spekülasyon olarak ele alan bir Marksist iktisatçının değerlendirmesi şöyle (5): “Artık kripto para dünyasında bu tür düzensiz davranışların normal olduğu bir süreç yaşanıyor. 2017’de bitcoinin değerinde altı kez yüzde 30 ya da daha fazla düşüş yaşandı. 2017 yılının sonlarında yaşadığı değer artışı da aslında bunun bir spekülasyon olduğunu gösteriyor...
Marx kapitalistlerin nihai amacının paradan para kazanmak olduğunu yazmıştı. Bu bağlamda kapitalizmin olmazsa olmazı bankaların ve kredi mekanizmasının görevi parayı sermayeye dönüştürmektir. Böylece para kâr yaratır. Birçok küçük yatırımcının bireysel tasarrufları bankalarda toplanır. Borsa ve diğer finansal araçlar ise bu parayı reel ekonomiye döndürmenin ana kanallarıdır. Bu para hanelere, iş âlemine ya da devlete de kanalize edilir...
Bu süreçte kurgusal sermaye yaratılır: Kâr reel üretimden değil, bir finansal alaşımdan türetilir. Asalak olsa da finansal faaliyetin büyük bir kısmı en azından fiilen ekonomiyle bazı bağlantılara sahiptir. Örneğin borsalar, şirketlerin gelecekteki kârları üzerindeki, devlet tahvilleri ise gelecekteki vergi gelirleri üzerindeki alacak iddialarıdır. Kripto paralarda ise böyle bir çıpa yoktur. Bitcoinin fiyatını yükselten şey ise yatırımcıların fiyatın gelecekte daha da yükseleceğine olan inançlarıdır. Bu da bir balonun temel karakteristiğidir”.

Hedge fonların yüksek spekülatif kârları
Kripto paralarla ile ilgili spekülatif kârlara verilebilecek iyi bir örnek hedge fonları.
Öyle ki bitcoin geçen yıl iki en yüksek performansa sahip Ark Investment Management’a ait ETF’nin (exchange traded fund) getirilerini katlamalarını sağladı. Bu da bazı ETF şirketlerinin ABD Hükümetinden bitcoin ile işlem yapma konusunda onay beklemediklerini gösteriyor. Her iki fonun 2016 yılı itibariyle sağladıkları getirinin oranı yüzde 97 olmuş (her iki fonun varlıklarının ortalama yüzde 6’sı bitcoin cinsinden tutuluyor) (6).
Tetikleyici faktörler ortaya çıktığında bu şişirilen balonların sönmesi son derece normal. Örneğin 118,000 ‘in üzerine çıkan İstanbul Borsası’na vergi konulacağı açıklansa acaba endeks yükselmeye devam eder miydi, yoksa hızla düşer miydi?
Çünkü şu an Türkiye’de borsa kazançlarından hiç vergi alınmıyor (Gelir Vergisi oranı yüzde 0). Bu kazançlara vergi konulmasını bir kenara bırakın, dedikodusu bile ciddi satışları getirip, kâğıtların değerinin çakılmasıyla sonuçlanabilir.

Müesses nizamın direnişi
Diğer yandan bitcoin gibi paraların ardındaki blockchain teknolojisinin geleceğin teknolojilerinden biri olduğu da yaygın olarak kabul edilen bir gerçek. Üstelik bu teknoloji sadece para ve finans piyasalarıyla da sınırlı değil. Tarımdan, hizmetlere, kooperatiflerden işçi şirketlerine kadar bir çok alanda teorik olarak ödemelere aracı olarak dijital para geliştirmede kullanılabilir.
Ayrıca geleneksel yöntemlerle ortaya çıkan yüksek finansal işlem maliyetleri, bankaların yüksek düzeydeki aracı kârları (komisyonları) ve harcanan zaman gibi nedenlerle merkez bankaları da bu teknolojiye soğuk bakmıyor, hatta ödemeler için bu teknolojiyi kullanarak kendi kripto/dijital paralarını yaratmayı düşünüyorlar.
Ancak merkez bankaları bu paraların kendi kontrolleri dışında, de santralize bir biçimde uygulanmalarına şiddetle karşı çıkıyorlar. Ulus devletlerin en önemli gücünün ulusal paralarını basabilmeleri ve bu paralarla vergi toplayabilmeleri olduğu dikkate alındığında bu yapıların bu konudaki hassasiyetleri de anlaşılabiliyor. Yani merkez bankaları gelecekte kendi dijital paralarını piyasaya sürerlerse buna şaşırmamak gerekiyor.
Dolayısıyla kripto paraların değer kaybı onların tamamen spekülatif olmalarından ya da temel bir değere sahip olmamalarından mı, yoksa ulus devletlerin, merkez bankalarının bu alanı onlara terk etmemek için bu paralara karşı devletin ve finans kapitalin gücünü kullanmalarından mı kaynaklanıyor?
Bu soru artık bir spekülasyona dönüşmekte olan bu paralardan ziyade arkasındaki teknolojinin tartışmaya açılmasını gerektiriyor. Bunu yaparken kuşkusuz üretim tarzının ve üretim ilişkilerinin kendinden kopuk bir teknoloji tartışmasından uzak durmak gerekiyor. Çünkü kapitalizmde teknoloji de sermayenin hizmetinden kurtulamıyor, kapitalizme, büyük sermayeye hizmet edecekse, sermaye birikimini hızlandıracaksa yeni teknolojilere izin veriliyor (benzer bir kaderi maalesef bilim de paylaşıyor).
Kısaca söz konusu teknoloji (ya da üretici güçlerdeki benzer gelişmeler) sermaye birikimini hızlandırmaya, kapitalizmin ömrünü daha da uzatmaya hizmet edebileceği gibi, farklı bir üretim tarzı altında insanlığın kurtuluşuna hizmet de edebilir. Örneğin, eşit ve adil bir toplumda insanların daha az çalışarak daha fazla refah elde etmesini sağlayabilir. Tıpkı mevcut teknolojinin insanlığın uçmasını mümkün kılabildiği gibi, insansız hava araçlarıyla insanları yok edebildiği gerçeği gibi.

……………

(1) 
https://www.reuters.com/…/bitcoin-set-for-worst-week-since-….
(2) Phil Glazer, “State of Global Cryptocurrency Regulation”,
https://hackernoon.com, 21 Ocak 2018.
(3) Kenneth Rapoza , “Cryptocurrency Exchanges Officially Dead In China”,
https://www.forbes.com/, 2 Kasım 2017 .
(4) Cynthia Kim, Dahee Kim, “South Korea plans to ban cryptocurrency trading, rattles market”, 
https://www.reuters.com, 11 Ocak 2018.
(5) Adam Booth, “The Bitcoin bubble and cryptocurrency craze” ,
https://plus.google.com/+MarxistDotCom, 18 Ocak 2018.
(6) 
https://www.wsj.com/…/bitcoin-powers-big-returns-for-a-pair…, 10 Ocak 2018.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder