3 Mayıs 2018 Perşembe

ALTERNATİF SUNAMAYAN İKİ BLOK VE ORTADA DURAN ALTERNATİF İHTİYACI


ALTERNATİF SUNAMAYAN İKİ BLOK VE ORTADA DURAN ALTERNATİF İHTİYACI
Mustafa Durmuş
2 Mayıs 2018
Tarihte, köleciliğin temel üretim ilişkisi olduğu bir toplumda kölelerin çıkarının köle sahiplerine isyan etmek ve özgürleşmek yerine, köle sahiplerini mutlu etmekten geçtiğini ileri sürenler oldu.
Bu bakışa göre, kölelerin alternatif bir özgür sistem kurma inançları ve güçleri yoktu, bu nedenle de sahiplerini kızdırmadıklarında, onları mutlu ettiklerinde daha az kırbaçlanacaklar ya da daha az işkence göreceklerdi.
Benzer bakış açıları kapitalist toplumda da mevcut. Yani kapitalistleri mutlu etmenin işçiler, emekçiler, yoksulların lehine olduğunu ileri sürenler, savunanlar var.
Buna göre, mutlu kapitalist daha büyük bir coşku ile yeni yatırımlar yaparak daha fazla kazanırken, aynı zamanda da işsizlik azalacak, yeni istihdam yaratılacak, sonuçta yoksulluk azalacak ve halk nispeten rahat edecek.
Bu bağlamda bazı istisnalar dışında kapitalist sistemin iktidarından, muhalefetine tüm partileri kapitalistleri mutlu edebilmek için tüm kamusal kaynakların onlara aktarılmasına, onlardan çok daha az vergi alınmasına, her türlü ekonomi politikası ile bu sınıfın desteklenmesine karşı çıkmıyorlar, hatta hararetle destekliyorlar. Son dönem verilen büyük çaptaki sermaye teşviklerine ve yapılan özelleştirmelere “yandaşlara verilmesin” itirazı dışında ana muhalefetten de itiraz gelmemesi bu savı destekliyor.

Sistemin egemenlerini yenmek imkânsız (!)
İki örnek üzerinden özetlemeye çalıştığımız bu bakış açısı, sistemin dışına çıkmanın, sistemi yenmenin imkânsız olduğu biçimindeki bir perspektifi yansıtıyor. Yani yeni ve başka bir dünya kurma fikrine artık inanmıyorsanız, bir tür “yetmez ama evet” diyorsanız, bu fikri benimsiyor ve ona göre stratejiler, argümanlar, politikalar üretiyorsunuz demektir.
Bu fikrin yaygın bir biçimde benimsenmesinin nedenleri arasında ise sermayenin egemenliğindeki medyanın bu fikri yayması, resmi eğitimin bu fikir üzerine kurgulanmış olması gibi faktörler var.

Yeni özgür, adaletli bir dünya kurmak mümkün!
Oysa bu perspektifin karşısında bir başka perspektif var, hep vardı ve hep de var olacak. Bu, sistemi ve onun egemenlerini karşısına alarak, onları aşan bir yerden alternatif bir sunabilen bir perspektif.
Yani bu perspektif ezilenlerin çıkarının, kaderlerine razı olarak egemeni mutlu etmeye, onu rahatsız etmemeye, onun gönlünü hoş tutmaya çalışmak değil, cesaretle alternatifini sunarak ezilenleri ve tüm toplumu bu alternatife davet ederek, “başka bir sistem ya da dünya mümkün” diyebilen bir perspektif.

İki blok ve karşılanmayan bir ihtiyaç
Bu perspektiften son gelişmeleri ele aldığımızda şöyle bir tablo karşımıza çıkıyor:
İki blok oluşmuş durumda. İlki AKP+MHP ve BBP’ den ve devletin seçilmemiş organları ve bu bloğu destekleyen bazı sermaye gruplarından oluşuyor.
Diğer blok ise muhalefette yer alan CHP+İYİ PARTİ + SP ve DP’den oluşuyor. Bu ikinci blokta 6 milyon civarında seçmeni olan HDP’ ye yer verilmemiş.
Her iki blokun ortak bir özelliği var: Sistemin koyduğu kısıtlar içinde hareket etmek ve sistem egemenlerini karşılarına almamak, onları kızdırmamak.
İlki çok daha sert, otoriter ve totaliter rejim altında, diğeri ise sistemin daha yumuşak versiyonu olan parlamenter demokratik bir rejim altında siyaset yapmak üzerinde anlaşmış durumda.
Kuşkusuz, bu ortak noktasına rağmen, yaratabileceği sonuçlar itibariyle iki bloğun birbirinden önemli farklılıkları var. Bu nedenle 24 Haziran tarihinde demokrasiden yana olan güçler bu farklılıkların bilincinde hareket edecektir.
Bu ittifakların dışında kalan ya da bırakılan sırasıyla Meclis’te temsil edilen HDP, küçük sol, sosyalist partiler ve toplumsal hareketler var.
Sistemin kısıtlarını reddederek, egemenleri mutlu ederek bazı kazanımları edinmek yanılsamasından kurtularak, böylece emekçileri, halkı, toplumun bütününü mutlu edecek yeni bir alternatifi sunmak görevi kendiliğinden bu dışarıda bırakılan kesime verilmiş gibi gözüküyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder